Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Şifalı bitkiler , ürünler

Ağustos 2007 tarihli yazilar (sayfa 2)Ağustos 2007 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Yemek Seçerken M,denizi de Düşünün

Pek çok kişi midesindeki yanma hissinden şikayetçidir. Ancak bazı noktalara dikkat ederek bu problemi azaltmanız mümkün. Yediklerinize dikkat eder, sindirimi kolaylaştıran, yanma hissini azaltan yiyecekleri daha çok tüketirseniz bu sorunu büyük ölçüde ortadan kaldırabilirsiniz. Yemekleri az miktarla ama sık aralıklarla tüketmek ve iyi çiğneyerek, yavaş yemek de mide sağlığınız için önemlidir. Aynı şekilde, yiyecek ve içeceklerinizin çok sıcak veya çok soğuk olmamasına, karında basıncı arttıran sıkı kemer kullanmamaya, yemeklerden hemen sonra uzanıp yatmamaya, alkol ve sigaradan da mümkün olduğunca uzak durmaya dikkat etmelisiniz.

Midenize Dost Olan Yiyecekler Neler?

Karnabahar: Haşlanmış karnabahar, mideyi asit saldırılarından korur.

Lahana: Lahanayı çiğ olarak yemeyi tercih edin. İnce şeritler halinde doğrayıp salata yapın.

Patates: Çiğ patates suyu mide yanmasının doğal ilacıdır. Patatesi soyup katı meyve presinde suyunu sıkın. Su, havuç suyu ya da kereviz suyu ile karıştırıp için.

Elma sirkesi: Salatalarda ya da mezelerde elma sirkesi kullanın.


Maden suyu: Mide asidinin büyük bir bölümünü etkisiz hale getiriyor.

Ispanak: Ispanağı buharda pişirin ya da haşlayarak tüketin. Taze yapraklarını salata olarak yiyin.

Zeytinyağı: Çiğ olarak kullanıldığında besinlerin midede kalma süresini azaltıyor ve yağların sindirimi için safra salgısını artırıyor.

Muz: Mideyi seven meyvelerin başında geliyor. Ara öğünlerde birer muz yemek, midedeki yanma hissini ortadan kaldırabilir. Muz, mide enzimleri ve hücrelerinin üretimini de artırıyor.

Kızarmış ekmek: Midenin salgıladığı aşırı asidi kurutarak yanma hissini gideriyor.

Yemek Yerken Nelere Dikkat Etmeli?

1-Çok Fazla Yemekten Kaçının
Yarı sindirilmiş besinler, bedende çürüyen kütleler oluşturur kan dolaşımını zehirler ve sonuçta tüm sistemi zayıflatır. Açlık hissiniz tam giderilmeden yemeyi bırakın, şeker ve diğer besleyiciler kan dolaşımına geçip, beyni etkiler etkilemez “tok” hissedeceksiniz.

2- Yemek Yerken Huzurlu Olun
Ne yediğiniz kadar nasıl yediğinizde oldukça önemlidir. Acele, yorgun, rahatsız, mutsuz ya da üzgün bir ruh hali ile yemek yerseniz besininiz düzenli biçimde sindirilmeyecek ve tüm besleyici değeri kaybedilecektir. Zihin hayal kırıklığı içinde olduğu zaman tüm beden de aynı durumda olacaktır. İnsanların kızgınlık durumlarında çekilen mide ve karın bölgesi fotoğraflarında, midenin, şişkin, kabarık, katı, kırmızı renkli olduğu, hiç bir esnekliği ve doğal mide hareketlerinin de olmadığı görülmektedir. Zihin ve beden bu durumda sağlıklı bir sindirim gerçekleştiremeyecektir. Psikolojik olarak kendinizi kötü hissettiğiniz durumlarda yemek yemeniz besinleri düzensiz sindirmenizin yanı sıra sindirilememiş besinlerin bedeninizde çok zararlı asitler ve toksinler de üretmesine neden olacaktır. Bu nedenle mümkün olduğu kadar sakin bir durumda, huzurlu ve mutlu bir ortamda yemeye çalışın.

3- Bir Öğünde Çok Değişik Türde Besin Almayın
Çok değişik türdeki besinler sindirim sistemini zorlar ve zayıflatır. Bu nedenle bir öğünde dört çeşitten fazla besin almamaya özen gösterin. Yemeklerinizi mümkün olduğunca basitleştirin ve özellikle baharatlı yemeklerden uzak durmaya çalışın.

4- Yiyeceklerinizi Tam Olarak Çiğneyin
Özellikle pirinç, ekmek, makarna gibi sindirimi ağızda başlayan besinlerin tükürükle karışması gerektiğinden iyice çiğnenmelidir. Tükürük yeterince alkalindir, bu nedenle besinle yeterince karıştırıldığında asidik besinlerin hastalıklı etkilerini nötrleştirmeye yardımcı olur.

5-Yemek Yerken Oturuşunuza Dikkat Edin
Sırtınız dik olarak oturursanız enerji omurganızdan kolayca akar ve sindirim organlarına hiç bir basınç yapmaz. Aslında sindirim için en iyi pozisyon bağdaş kurarak oturmaktır. Ayaktayken yemekten ve birşey içmekten kaçınınız.

6-Yemekten Sonra Bir Süre Dinlenin ve Sağ Burun Deliğini Açık Tutun
Yemek yedikten sonra yorucu fiziksel ve zihinsel faaliyetlerden kaçının. Yemek sırasında bedenin tüm enerjisi, bedenin kan sindirim organları için gereklidir. Kanı fiziksel işler için kaslara veya yoğun düşünceyi sağlamak için beyne göndermek kişinin fiziksel ve zihinsel yeterliliğini azaltır, aynı zamanda sindirimi de engeller.
Bedende omuriliğin çevresinde halkalar çizerek geçen ve her bir burun deliğinde son bulan iki büyük enerji kanalı vardır. Soluk ağırlıkla sol burun deliğinden aktığı zaman, beden sakin, duyarlı durumda kalır. Ruhsal enerji bedende dolaşır ve zihin de bilincin daha duyarlı durumuna yükselir. Bu durum derin düşünce ya da meditasyon için çok uygundur.
Soluk, ağırlıklı olarak sağ burun deliğinden aktığı zaman, beden daha fazla ısıtılmış, zihinle beden fiziksel faaliyet için hazır hale gelmiştir. Bedenin sindirim için ısıya ihtiyacı olacağından, sağ burun deliği yemek sırasında ve yemekten sonra sürekli olarak açık olmalıdır. Yemek sırasında sağ burun deliği kapalı ve sol burun deliği açıksa kuru ve ağır besinler yememek daha iyidir. Çünkü bunları sindirmek daha güç olacaktır. Yemekten sonra soluğun sağ delikten akmasına dikkat ediniz, solunuza doğru yatmak da tavsiye edilebilir, bu sayede sağ burun deliği kendiliğinden açılacaktır.

7-Öğünler Arasında Yemekten Sakının
Besinlerin midenizi terketmesi ve sindirim özsularının tekrar birikip sonraki öğüne hazırlanması yaklaşık olarak dört saat alır. Gün boyunca sürekli ve düzenli olarak yiyorsanız, mide özsuyu yeterli sindirim gücünü taşımayacak ve zayıflayan mide özsuyu besinleri kolayca sindirilmeyecektir. Günde dört öğünden fazla yemeyiniz.

8-Yatmadan Önce Geç Saatlerde Yemeyin
Yatmadan önce yapılacak bir yürüyüş sindirime yardımcı olacak, sizi gevşetecektir. Geceleri uyumakta güçlük çekiyorsanız, bir bardak ılık süt için.

9-Hergün Bol Su İçin
Su, bedeni zehirlerden ve atık maddelerden temizler, saflaştırır. Sağlıklı bir kişi günde 3-4 litre su veya başka içeceklerden içmelidir. Hasta insanlar-özellikle deri hastalığı olanlar- günde 4 veya 5 litre su içmelidir. Çok su içemeyen bir insansanız hergün aldığınız su miktarını artırın. Yemek sırasında ise fazla su içmeyin, aksi taktirde sindirim salgıları seyrelir ve sindirim yavaşlar. İçtiğiniz suya biraz limon ve tuz katabilirsiniz.

10-Çok Sıcak ve Çok Soğuk Yemeyin
Çok sıcak besinler bedeni fazla ısıtır. Ayrıca sınırlı bir ısı aralığında çalışabilen sindirim enzimlerinin çalışmalarını engeller. Aynı zamanda sindirim sisteminin içini kaplayan mukus zarını da bozabilir.
Yemeğinizi yemeden önce biraz soğutun. Öte yandan, çok soğuk besinler ve serinleticiler de bağırsak kanalını büzüştürür, sindirimi çok zorlaştırır. Ayrıca boğazınıza da zarar verici etki yapabilir. Soğuk yiyecekler nazik soluk borularını büzüştürebilir ve onları daha duyarlı hale getirebilir. Çok soğuk içecekler içmenin yarattığı şok astım krizi veya başka herhangi bir alerjik reaksiyona sebep olabilir.

11- Bol Temiz Hava Alın ve Egzersiz Yapın
Bedenin sindirim organlarını kuvvetlendirmesi, uyarması ve sindirimi kolaylaştırması için egzersiz yapmaya ihtiyaç vardır. Bedeniniz uyuşuk ve tembel bir durumdaysa sindirim faaliyetiniz ve tüm sağlık durumunuz rahatsız olacaktır. Çünkü sindirim ateşi bol miktarda oksijen “yakıt”ını gerektirir. Kabızlığın en iyi tedavi şekli her gün bol egzersiz yapmak, en azından hergün açık havada yürüyüşe çıkmaktır.

12-Her Yemekten Önce “Yarım Banyo” Alın
Beden yemek sırasında ve yemekten sonra çok miktarda ısı üretir, bu nedenle yemekten önce serinletilmesi gerekir. Her öğün yemekten önce “yarım banyo” almalısınız.

Meyve Suyu Yağ Yapıyor!

Meyve Suyu Yağ Yapıyor!

Son yıllarda hayatın hızlanması, beslenmemizi de hızlandırdı. Beslenirken yaptığımız yanlışlar ve günlük gıda tüketimimizdeki karmaşa da şişmanlığı, buna bağlı hastalıkları gündeme getirdi. Su içme alışkanlığımız bile değişti. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak, eskiden sadece hafta sonu tüketilen kolalı içecekler ve meyve suyunun aşırı tüketilmesinin vücutta aşırı miktarda boş enerji alımına ve böylece yağlanmaya yol açtığını söyledi. Talak, “Günde 1,5-2 litre su içilmesini sağlık açısından öneriyoruz. Ancak zayıflamak için bize gelenlerin çoğu su yerine günde 1,5 litre kolalı içecek veya meyve suyu içtiklerini, bir bölümü neredeyse hiç su içmediklerini söylüyor” dedi.
Oysa sağlığın korunmasında ve sağlıklı beslenme programı uygulanmasında suyun vazgeçilmez bir yeri olduğunu anlatan Dyt. Şengül Sangu Talak, “Beslenmedeki hatalarımızla ve su içmeyerek metobolizma dengemizi bozup sadece daha fazla yağlanıyoruz. Günde 3 ana, 3 ara düzenli öğün tüketmek, 1,5-2 litre su içmek ve gün içinde bulduğumuz her fırsatta hareket edip düzenli egzersiz yapmak sağlıklı bir kiloda kalmanın altın formülü” diye konuştu.

Hamileler Yüksek Kalori Alıyor
Beslenme anne karnında, beslenme hataları da hamilelikte başlıyor. Kadınlar yıllar boyu gıda tüketimi konusunda kendilerine aşırı yasaklar koyarak yaşıyor. Hamilelikte de yiyemedikleri ne varsa tüketiyorlar. Hem aşırı kilo alıyorlar, hem de bebeklerinin de şişmanlığa elverişli bir vücut yapısıyla doğmasına yol açıyorlar. Şişman çocukların ilerde diyabet ve kalp, damar hastalıkları riski de artıyor. Bu nedenle kadınların uzun vadeli yatırımcı gibi hareket etmelerini öneren Acıbadem Kadıköy Hastanesi Dyt. Şengül Sangu Talak, “Kötü beslenme ve kısa sürede çok yüksek kaloriler alma ya da tam tersi düşük kalorili diyet yapıp kısa zamanda çok kilo vermek zararlı bir yatırım türü. Uzun vadede istikrarlı bir şekilde beslenmelerine yatırım yapmalılar” dedi. Hızlı kilo kaybetmek metabolizma hızını düşürüyor. Egzersiz yapılmaması da kas kaybına yol açıyor. Yağın artmasında en büyük etken, suyun yerine boş enerji aldıran şekerli içeceklerin konulması, sabah kahvaltısına yağlı poaçalarla başlanması veya kahvaltının hiç yapılmaması, hazır döner, köftelerin çok tüketilmesi, yağ içeriği çok yüksek besinlerin alınması...


400 Gramlık Elma Yemeyin
Beslenme programlarında önerilen meyve tüketiminde de hatalar var. Diyet yapıyorum diye gün boyunca bir tanesi 400 gram gelen elmaların tüketilmesinin vücuda sadece yağ kazandıracağına dikkati çeken Talak şunları söyledi: “Bu büyük elmalardan oturup bir sepet yemek zayıflamaya yardımcı olmaz. Aksine öğünleri bölerek ve küçük meyveler tüketerek yemek metabolizmayı hızlandırır. Bir porsiyon meyve tüketin derken biz 400 gramlık dev elmaları değil, 100 gramlık küçük elmaları kastediyoruz.” Aynı şekilde taze sıkılmış meyve suları da kilo aldırıyor. Çünkü bir bardak meyve suyu, 4-5 portakalın sıkılmasıyla elde ediliyor. Onun yerine bir orta boy portakalı yemek, posa alınacağı için sindirime de yardımcı oluyor.

YAŞAMI UZATAN BESİNLER ( her şeye rağmen yaşam süremiz Sizlerinimizin Allah(cc)' elinde ;)

Kalbi koruyor
* BADEM: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.




Diyabeti önlüyor
* KAHVE: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.





Sinirleri rahatlatıyor
* TARÇIN: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.






Patatesi haşlayın
* PATATES: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi’ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17’nci sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdekten sonra yemeyi tercih edin.




Kaslar için faydalı
* SEBZE ÇORBASI: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellike sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.




Kansere karşı birebir
* ZEYTİNYAĞI: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren ’8oxodG’adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanısıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor. 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.




Kanseri engelliyor
* ÇAY: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60’a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.

Besin Güvenliğine Dikkat!


Dikkat edilmeden satın alınan ya da kullanılan birçok besin, özellikle bağışıklık sistemimizin zayıf olduğu dönemlerde enfeksiyon yaratan bakteriler ve diğer organizmalara maruz kalmamıza neden olabiliyor. Özellikle sıcak havaların yaklaştığı şu günlerde, besin maddelerini satın alırken, kullanırken ya da saklarken birtakım noktalara dikkat etmek gerekiyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, besin güvenliğinde dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.

Besin Hijyeni Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler:
· Ellerinizi yemek hazırladıktan önce ve sonra ve yemek yemeden önce sıcak suda yıkayın.
· Besinleri 4 derece ya da altında muhafaza edin.
· Yemekleri, iç sıcaklığı en az 70 dereceye ulaşıncaya kadar pişirin.
· Etleri ortasındaki pembelikler gidene kadar iyice pişirin. Kırmızı etin iç sıcaklığı en az 70, beyaz etin ise en az 80 derece olana kadar pişirin.
· Tuhaf görünen, kötü kokan yiyecekleri atın, kesinlikle tadına bakmayın.
· Pişmiş ve çiğ besinler için ayrı kesme tahtaları kullanın
· Yüksek protein içeren besinleri 2 saatten fazla oda sıcaklığında bekletmeyin
· Yumurtayı dolaba koyarken yıkamayın, ancak kapalı bir bölümde muhafaza edin.
· Yumurtayı kullanmadan önce yıkayın ve beyazı tamamen katılaşana kadar yaklaşık 10 dk kaynatın.
· Meyve ve sebzeleri soymadan önce akan su altında iyice yıkayın.
· Pişmiş yemekleri en fazla 2 saat sonra bu dolabına koyun. Ancak yemeği sıcak olarak dolaba koymak buzdolabının ısısını düşürerek, buzdolabında bulunan diğer besinlerin bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle yemeği oda sıcaklığına geldikten sonra dolaba kaldırın.
· Dolaba kaldırdığınız pişmiş yemekleri, tüketeceğiniz zaman sanki yeniden pişiriyormuş gibi kaynatın.


Besin Çözdürme Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekenler:
· Donmuş gıdaları ya mikrodalga fırında ya da buzdolabında çözdürün, oda sıcaklığında ya da kalorifer üzerinde kesinlikle çözdürmeyin.
· Suyunun akıp başka besinleri kontamine etmemesi için muhakkak bir kap içerisinde çözdürün.
· Gıdaları pişirmeden önce tam olarak çözülmüş olduğundan emin olun.
· Çözülmüş gıdaları tekrar dondurmayın.

Alışveriş Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekenler:
· Gıdaların son kullanma tarihlerini kontrol ederek en taze olanı alın.
· Ambalajı yırtılmış, ezilmiş ya da zarar görmüş gıdaları, paslı ve şişmiş konserveleri satın almayın.
· Lekeli ve ezilmiş meyve ve sebzeleri almayın.
· Açıkta satılan şarküteri gıdalardan uzak durun. Dolapta muhafaza edilmeyen krema içeren tatlıları satın almayın.
· Ücretsiz ikram edilen yiyecekleri tercih etmeyin.
· Kırık, çatlak ve buzdolabında muhafaza edilmeyen yumurtaları satın almayın.
· Donmuş ve buzdolabında saklanması gereken besinleri alışverişinizin en sonunda satın alın ve derhal dolaba yerleştirin.

Brokoli ve Brüksel Lahanasını Haşlamadan Yiyin

Brokoli ve brüksel lahanasının kansere karşı faydalı olduğu biliniyor. Ancak uzmanlar, bu sebzelerin kaynatılarak pişirilmesi durumunda içindeki kanserle savaşan maddelerin büyük bölümünün yok olduğunu belirtiyorlar.
Kansere karşı faydalı olduğu bilinen “glucosinolates” adlı maddeleri içeren brokoli ve brüksel lahanasının kaynatılarak pişirilmeleri halinde, bu sebzelerde bulunan kansere karşı savaşan maddelerin yaklaşık yüzde 80’i suya geçerek heba oluyor.
Daily Mail’in internet sitesinde yer alan habere göre, Warwick üniversitesi'nden bir grup bilimadamı, pişirme yöntemlerinin bu sebzelerdeki glucosinolates seviyelerini nasıl etkilediğini araştırdılar. Araştırma sonucunda, brokolinin 30 dakika haşlanması halinde glucosinolates miktarının yüzde 77, 10 dakika haşlanması durumunda ise yarısının azaldığını tespit ettiler.
Yarım saat haşlanan karnabaharda yararlı maddelerin yüzde 75’inin, lahanada yüzde 65’inin, brüksel lahanasında yüzde 58’inin kaybolduğu belirlendi. Bu sonuçlar doğrultusunda sebze tüketiminden azami faydayı sağlanabilmesi için kaynatmaktan vazgeçilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, sebzelerin buharda, mikrodalgada veya kızgın yağda pişirilmesini öneriyorlar. Uzmanlar, bu sebzeleri dondurmanın da yararlı maddelerin seviyesinin azalmasına yol açtığını vurguluyorlar.

Dr. Ender Saraç'tan beslenme önerileri

Florya Corner Sağlık kulübü tarafından düzenlenen söyleşiye katılan Sağlıklı beslenme ve yaşam uzmanı Dr. Ender Saraç; spor yapan kişiler için çok önemli pratik bilgiler verdi.

Dr. Ender Saraç, düzenli spor yapmanın mutluluk hormonunu arttırdığını ve spor yapan insanların hayata daha büyük bir şevkle sarıldıklarını söyledi. Saraç, sadece spor yapmanın sağlık açısından yeterli olmayacağını doğru beslenmenin de çok önemli olduğuna dikkat çekti.

Saraç; balık ve tavuğun, kırmızı ete göre çok daha fazla tüketilmesini tavsiye ettiğini ve haftada 3 günden fazla kırmızı et tüketen kadınların; bu hayvanların suni beslenmelerinden ve daha kaslı olmaları için verilen testesteron sebebiyle bol miktarda erkeklik hormonu bilmeden aldıklarının altını çizdi.

Ender Saraç; balık ve tavuğun daha çok tüketilmesini tavsiye ederken özellikle yüksek kollestrol barındıran derilerinin yenmemesi gerektiğini vurguladı. Saraç konuşmasına şöyle devam etti:

“Küçük balıkları kılçıklarıyla beraber yemeğe özen gösterelim. Balığın kılçığında kalsiyum ve iyot var. Ayrıca balığın yağında yer alan Omega 3 vitamini de vücuda çok yararlı. Hamsi’de yüksek miktarda Omega 3 var. Tabi balık tüketirken kızartma yapmamaya dikkat edelim.

Ben kırmızı etin hiç tüketilmemesi gerektiğini söylemiyorum. Vücudun demir ihtiyacını kırmızı et sağlar. Ama yine de haftada 1 -2 kezi geçmemeli. Eti ızgara olarak büftek,bonfile ve köfte olarak tüketebilirsiniz. İşlenmiş hali olan sucuk, sosis ve salamdan olabildiğince uzak duralım.

Yoğun spor aktivitesinde bulunan kişilere de 3 yumurtanın beyazı ve 1 sarısı ile, yağsız peynirle yapılacak menemeni tavsiye ediyorum. İçine bol miktarda maydanoz ve biber de koyabilirsiniz.

Spor yapanlar bol miktarda B ve C vitamini de tüketmeyi ihmal etmesinler. Bu vitaminleri işlenmemiş tahıldan, yumurtanın sarısından, kividen, turunçgillerden ve tüm yeşil çiğ bitkilerden alabilirler.

Özellikle tereyağ ve kabuklu deniz hayvanları kesinlikle tüketmeyelim. Unutmayalım ki dedelerimizden dinlediğimiz tereyağ kullanımına dönük sözler günümüz şartları ile çelişiyor. Çünkü tereyağ; eskiden gürültü, stres, çevre kirliliği olmadan doğal bir hayatta tüketiliyordu. Günümüzde ise bambaşka bir hayat var.”

Cilt Bakımı

Yüz ve boyun dış etkenlerden çok fazla etkilenir. Yüzümüzün cilt yapısı elimizin cilt yapısına benzer. Fakat yüzümüzün cildinin elimizin cildine göre başka sorunları da vardır. Siyah noktalar, sivilceler, yağlanmalar veya kurumalar, kırışıklık gibi. Bunlar cildin gerçek ve en büyük düşmanıdır.

Herkes normal bir cilde sahip olmak ister. Fakat cilt ister normal, ister yağlı, ister kuru olsun asıl önemli olan cilt bakımını bilmek ve cildimizi korumaktır. Cilt bakımı için aşağıdaki doğal ve bitkisel karışımları uygulayabilirsiniz.

Sabah Bakımı

İlk olarak sabah kalktığınızda su ve sabunla cildinizi iyice yıkayın ve yumuşak bir havlu ile kurulayın. Bir süre sonra yani cilt kuruduktan sonra tonikle temizleyin. Yüzünüzü temizlediğiniz pamuğa baktığınızda çok şaşıracaksınız. Az önce cildinizi sabunla temizlememiş gibi pamuk kirlenir. Çünkü sabun toniğin ulaşabildiği kadar cildin derinine ulaşıp oradaki kirleri temizleyemez. Cildinizi temizledikten sonra mutlaka cildinize uygun bir nemlendirici krem sürün fakat cildiniz kuru dahi olsa kreminiz çok yağlı olmasın. Sabah yaptığınız bu basit cilt bakımı cildinizi ve boynunuzu gün boyu dış etkenlerden korur ve cildinize güzellik kazandırır.

Akşam Bakımı

Akşam bakımı da sabah bakımına benzer. Özellikle makyajlıysanız yüzünüzü ve boynunuzu önce sabunla yıkayın, daha sonra tonik veya losyon, bunlar yoksa süt ile iyice silerek temizleyin. Yüzünüzde fondöten veya pudra artığı bırakmayın. Daha sonra cildinize sabah kullandığınızdan biraz daha yağlı bir nemlendirici krem sürün. Kreminizi cildinizin yapısına göre seçmeye özen gösterin. Evet hepsi bu. Basit, ekonomik ve gerçekten faydalı.

Kadife gibi bir cilt için

Cildinize uyguladığınız sabah ve akşam bakımının yanında haftada bir kez uygulayabileceğiniz bazı doğal maskeler yardımıyla da cilt bakımı yapabilirsiniz.

1 adet yumurtanın beyazını iyice çırparak kabartın. İçine bir komposto kaşığı bal ile birkaç damla bademyağı ilave edin. Bu karışımı krema haline gelinceye kadar çırpın (eğer cildiniz kuru ise badem yağını birkaç damla daha fazla katabilirsiniz). Hazırladığınız kremi sabahları yüzünüze sürüp 1-2 saat bekleyin ve daha sonra yüzünüzü ılık suyla silin (haftada bir kez uygulayabilirsiniz).

1 tane muzu soyup iyice ezin ve bunu yüzünüze sürüp 15 dakika bekletin. Daha sonra yüzünüzü su ile yıkayın ve yumuşak bir havli ile kurulayın ve nemlendirici krem sürün (haftada bir kez uygulayabilirsiniz).

Cilde Parlaklık Vermek İçin

1 kaşık bal ile 1 yumurtanın akını iyice çırpıp yüzünüze sürün. 15 dakika bekledikten sonra avuç içlerinizi 4-5 kere yüzünüze bastırıp çekin. Daha sonra yüzünüzü soğuk su ile yıkayın.

Aynı miktarlarda avokado yağı, buğday yağı, saf zeytinyağı ve 2 yemek kaşığı balı iyice karıştırıp cildinize sürün. 10-15 dakika bekledikten sonra cildinizi ılık su ile yıkayın.

Cildinizdeki gözenekleri sıkılaştırmak için

2-3 yemek kaşığı killi toprak ile 2 tane havucun suyunu karıştırıp yüzünüze sürün. 1 saat bekledikten sonra yüzünüzü soğuk su ile yıkayın.

1 litre maden suyuna 1 tutam lavanta çiçeği, 1 tutam ısırgan yaprağı, 1 tutam kırlangıç otu atıp 2 gün bekletin. Sonra bu su ile yüzünüzü silin. 30 dakika bekledikten sonra ılık su ile yüzünüzü yıkayın.

saglikguzellikrehberi

Sıkı Bir Vücut İçin Doğal Yöntemler

Sıkı Bir Vücut İçin Doğal Yöntemler

Eğer çok sık bir şekilde kilo alıp veriyorsanız, hareketsiz bir yaşam sürüyorsanız veya daha önce sporla uğraşırken birden sporu bıraktıysanız zamanla vücudunuzda gevşeme ve deformasyon olması kaçınılmazdır. Özellikle karın bölgesi, kalça, kolların ve bacakların iç kısımlarında gevşeklik oluşur. Vücudun gevşemesinde bağ dokunuzun zayıf olması ve yaşınızın ilerlemiş olması da etkenlerdendir.

Cildi Sıkılaştırmak İçin Vücut Yağı

Bir kasenin içine ikişer çorba kaşığı kayısı yağı, kantaron yağı, çilek yağı, susam yağı, portakal yağı, biberiye yağı, yasemin yağı ve yosun yağı koyup hepsini karıştırın. Bu karışımı vücudunuzu yumuşak bir kese ile keseledikten sonra masaj yaparak yedirin ve yarım saat sonra ılık su ile duş alın. Oldukça etkili ve ideal bir sıkılaştırıcı formüldür. Haftada iki kez uygulayabilirsiniz.

 

CİLDİNİZ İÇİN DOĞAL MASKELER

TEMİZLEME SÜTÜ

Yüzdeki gözeneklere dolan kirleri ve makyajı temizlenin en kolay ve ucuz yolu, evde doğal malzemelerden hazırlayacağımız karışımlardır. Temizleme sütünü parmaklarınızla ve yuvarlak hareketlerle sürün.

Malzemeler: 1 salatalık, 1 su bardağı süt 

Uygulama: Salatalığı rendeleyip, 1 su bardağı sütte kaynatın ve süzün. Her gün, sabah ve akşam bu karışımla cildinizi silin.

TEMİZLEME TONİĞİ

Tonik, ciltte kalmış kir, yağ ve temizleyici kalıntılarını temizler ve cildi tazeler. Temizleyicinin ardından sürülür. Aşağıdaki tariflerle hazırladığınız tonikten birkaç damla pamuğa damlatıp, silmeden, tamponlayarak cildinize uygulayın.

Toniklemeden sonra yüzünüze maden suyu püskürtün ve kağıt mendille tamponlayarak kurutun. Sonraki aşama nemlendirme olacak.

NEMLENDİRİCİ

Nemlendirme, çevrenin yol açtığı buharlaşma etkilerinin önlenmesine yardımcı olur. Nemlendirici cildi düzgünleştirir, dolgunlaştırır, gözenekleri kapatarak makyaj için iyi bir zemin hazırlar.

Uygulama: Kaynamış suyun içine birer tutam lavanta, melisa, papatya ve hatmi çiçeği atın, 15-20 dakika demlendirip süzün. Saf alkol ekleyin. (Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede buzdolabında saklayın)

a- KARMA CİLTLER İÇİN

Malzeme: Lavanta, melisa, papatya, hatmi çiçeği, yarım fincan saf alkol, içme suyu

b - HASSAS CİLTLER İÇİN

Malzemeler: Biberiye, gül suyu

Uygulama: Bir çorba kaşığı biberiyeyi, 300 ml. gül suyuna karıştırarak karanlık bir yerde saklayın. Bununla her akşam cildinizi temizleyin.

c - KIRIŞIKLIKLAR İÇİN

 Malzeme: Yarım litre ılık su, 1 tatlı kaşığı karbonat

 Uygulama: Su ve karbonatı karıştırın. Pamukla, cildinize uygulayın.

PEELİNG (Derinlemesine yüz temizliği)

Cildi ölü hücrelerden, biriken yağlardan ve siyah noktalardan arındırmak için, derin bir temizlik yapmalısınız. Bunu peeling, buhar banyosu veya maskelerle gerçekleştirebilirsiniz. İşte evde yapabileceğiniz basit peeling tarifleri:

Malzemeler: 1 kahve fincanı yulaf ezmesi, 2.5 çay kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı elma sirkesi, yarım tatlı kaşığı sıcak su

Uygulama: Malzemeleri karıştırın ve cilde uygulayın. 15 dakika bekleyin ve yumuşak, nemli bir bezle ovarak çıkarın. Bol su ile yıkayın.

SİVİLCEDEN KURTULMAK İÇİN

Sivilceler her yaşta birçok insana sorun yaratır. Sivilceleri yok ederek daha sağlıklı ve güzel bir cilde kavuşmanın en güzel yolu yine doğadan geçiyor. Sivilceleri yok etmek için beraber bu basit formülü hazırlayalayabilirsiniz.

Malzemeler: 100 gram alkol, 6 adet aspirin

Uygulama: Aspirini ezin ve alkolle karıştırıp 3 gün bekletin. Bu karışımla cildinizi her gün silin.

LEKELERİ YOK ETMEK İÇİN

Malzemeler: 1 çay kaşığı amonyak, 1 çay kaşığı peridrol, 1 çay kaşığı saf su, 1 çay kaşığı sabun

Uygulama: Kullanılmamış bir sabunu rendeleyin ve diğer malzemelerle karıştırın. Cildin hassaslığının ölçülmesi için önce elinizin üzerine deneyin, sonra lekelerin üzerinde bekletip, bol su ile yıkayın. Bu karışım haftada bir kez uygulanabilir. Dışarı çıkarken güneşten koruyucu ürünler kullanmaya dikkat edin.

ÇİLLERİNİ SEVMEYENLERE

Malzeme: Keten tohumu

Uygulama: Keten tohumunu kaynatın, suyu ile cilde masaj yaparak çillere ve lekelere maske olarak uygulayın.

Bunları ihmal etmeyin

Cildinizi güneşten koruyun: Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için her gün koruyucu krem kullanmalı.

Cildinizi aşırı sıcak ve aşırı soğuktan koruyun: Sıcak ve soğuk havalarda cilt nemini kaybeder. Özellikle kışın cilt tipiniz için uygun nemlendiricileri mutlaka uygulayın.

Sigara içmeyin: Sigara cildin ihtiyacı olan oksijeni azaltır ve cildin yenilenmesini engeller. Cilde solgun görünüm verir.

Cildinizi derin temizleyin: Bazı yaşı ilerlemiş bayanlar cildi kurutacağı ve kırışıklıkları artıracağı düşüncesiyle cilt temizliği yapmaktan kaçınır. Pamukla uygulayacağınız bir temizleyici kremin, birkaç dakika cildin üstünde kaldıktan sonra bol suyla yıkanması yeterli olur.

Cildinizi derin nemlendirin: Haftada bir, maske veya nemlendiricinizi bol miktarda kullanarak, cildinizi beş on dakika nemlendirmeye bırakın.

Cildinizde kan dolaşımını hızlandırın: Uygun kremlerle cildinize masaj yaparak, ciltteki ölü derinin atılmasını sağlayabilir ve kan dolaşımını hızlandırabilirsiniz. Bu, cildinizin yenilenmesine ve pürüzsüz bir görünüm kazanmasına yardımcı olur.

Sağlıklı beslenin: Vücudunuz için uygulayacağınız sağlıklı beslenme programı, cildiniz için de yararlıdır. Bol sebze ve meyve, bol lifli tahıllar, az yağlı, az şekerli ve az tuzlu besinler tercih etmelisiniz. Ve tabii bol su şart!

Sonbaharda: Cildiniz kuruysa baharat kullanmayın. Bol bol su için, salata ve sebzeye ağırlık verin. Yüzünüzü belli aralıklarla maden suyu ile yıkayın. Duşa girmeden önce badem yağı ile masaj yapın.

Kış aylarında: E ve C vitamini içeren besinler tüketmeye özen gösterin. Ispanak, marul, semizotu gibi yeşil sebzeleri çiğ olarak tüketin. Haftada bir gün yalnızca iki, üç litre sıkma meyve suyu içerek temizlenme kürü yapın. Açık havaya çıkarken cildinize bitkisel yağlar (susam, kayısı yağı gibi) veya nemlendirici kremler sürün.

MASKELER...

Salatalık Maskesi:

İki tutam çuha çiçeği kurutularak,dövülüp toz haline getirilir.Kabukları soyulmuş yarım salatalık,bir fincan pirinç unu,çuha çiçeği tozu ile birlikte on dakika ateşte pişirilir.Elde edilen karışım bulamaç haline getirilir.Hazırlanan bulamaça yarım fincan elma suyu,bir çorba kaşığı saf zeytinyağı ilave edilerek krem haline getirilir.

Maskenin Yüzdeki Etkisi:

Yüz ve boyuna uygulanan bu maske cildin canlı ve sağlıklı gözükmesini sağlar.Yüzde yarım saat beklettikten sonra ılık su ile yıkanır ve gül suyu sürülür.

Karotin maskesi: Yağlı, yorgun ciltlere önerilir.

İrice sulu bir havucu rendeleyin, yüzünüze maske olarak uygulayın.

Havuç-elma maskeleri:Özellikle kışın çok kullanılır – cildi kurumaktan korur, nemlendirir.

Muz maskesi:Sonbaharda önerilir. Yarım muzu rendeleyin, yüzünüze ince bir tabaka halinde maske olarak yerleştirin.

Domates maskesi:Yağlı ve geniş gözenekli ciltler için kullanılır. Rendeleyerek veya dilimleyerek kullanabilirsiniz.

Taze bezelye maskesi:Cildi canlandırır ve ferahlatır, yeniler. Bezelyeleri haşlayın, süzgeçten geçirin, 2 kaşık yoğurt ekleyin, karıştırın, yüzünüze ve boynunuza uygulayın.

Ballı yumurtalı maske:Yumurta sarısına az miktarda doğal bal ekleyin, karıştırın ve fırçayla yüzünüze uygulayın. Bu maske kuru ciltler için kulanılır.

Vitamin maskesi:Kırışıklıkları giderir. Bir kaşık tuzsuz lor, birkaç damla limon suyu ile karıştırılır.

İrice bir patatesi az miktarda sütün içinde haşlayın, soğutup rendeleyin, yüzünüze uygulayın. Bu maske kırışıklıkları giderir ve yüzden yorgunluğu çıkarır.

Yoğurtlu maske:2 kaşık yoğurtla bir kaşık bal karıştırılıp cilde sürülür. Cilt temizliği için uygun bir maskedir.

ZAYIF VE GEVŞEK CİLTLER İÇİN YUMURTA BEYAZI

Gevşek bir cilt ve büyük gözeneklerden şikâyetçi olanlara: Yumurta beyazı, cildi sertleştirir ve pürüzsüz yapar. Yumurtadaki proteinler sayesinde gözenekler daralır.

Basit bir reçete: İki yumurtanın beyazı, parmaklarla köpürünceye dek sürülür. Cildin gerilmeye başlaması ile ılık limonlu su ile temizlenir.

Not: Haftada 1 kereden fazla uygulanmaz, yoksa cilt buna alışır

Evde kolaylıkla yapabileceğiniz fesleğen maskesi ile cildinize hem canlılık kazandırır, hem mükemmel bir bakım yapmış olursunuz. Bir miktar fesleğen yaprağını kaynatın, soğuduktan sonra suyu ile cildinizi yıkayın. Fesleğenin, temizleyici ve canlandırıcı etkisi hücreleri yenileyerek cildin elastikiyetini arttırıp ışıltılı bir görünüme kavuşmasını sağlayacaktır.

YIPRANMIŞ GÖRÜNTÜ

Nane maskesi ile cildinizin yıpranmış görüntüsünün düzelmesine yardım eder. Taze nane yaprağını 1 çay fincanı suyla kaynatın, süzün bir elmayı soyup rendeleyin. Nane suyuna ilave edip karıştırın, daha önceden temizlediğiniz yüz ve boynunuza masajla yedirerek sürün.20 dakika bekletip cildinizi yıkayın ve havlu ile kurulayın.