Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Şifalı bitkiler , ürünler

6 tane "şike" etiketli yazı bulundu "şike" tagli diger ogeler resimler , videolar

Kalbinizin dostu kanserin baş düşmanı NAR

Yemesi zahmetli olan, ekşiliği nedeniyle biraz da yüz ekşitirek yenen narın faydaları saymakla bitmiyor. İster tek tek tanelerini yiyerek tüketin, ister suyunu sıkarak için nar, pek çok derdin devası.

Narın ve nar suyunun faydalarını Alman Hastanesi'nde görev yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan anlattı:

"Yaz aylarında serin meyve suyu ya da ferahlatıcı bir kokteyl olarak karşımıza çıkan nar, sağlık açısından da özellikle kış aylarında bol bol tüketilmesi gereken bir meyve.

Çünkü insan sağlığına olan faydalarını saymakla bitirmek mümkün değil. Adeta bir 'ilaç', hatta antibiyotik olan nar, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirerek pek çok hastalıktan koruyor. İçerdiği bazı maddelerle kolesterol ve şekeri de dengeleyen nar, kalp sağlığını koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini engelliyor."

Latince adı 'Punica Granatum' olan nar, özellikle içerdiği antioksidanlar sayesinde vücudun savunma sistemini güçlendiriyor.

10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan, yapılan araştırmalarda nar suyunun cilt kanserine ve erkeklerde prostat kanserine karşı koruyucu etkisinin görüldüğünü söyledi:

"Kış mevsiminde portakal, mandalina ve limonun yanı sıra narı da taze şekilde veya suyunu sıkarak tüketmek son derece önemli.

Narın en önemli özelliklerinden biri de genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruması.

Damar tıkanıklıklarını geriletme özelliği bulunan nar, 'ACE' denilen enzimi engelleyerek tansiyon düşürücü bir etki de yapıyor. Nar birçok özellikleriyle bazı meyveleri de geride bırakıyor. Örneğin narda 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde bulunuyor.

Tüm bu özellikleriyle adeta bir 'ilaç' ve doğal antibiyotik görünümünde olan nar, sofralardan kesinlikle eksik edilmemesi gereken meyveler arasında yer alıyor. Nar suyu ayrıca damar sertliğine karşı güçlü etkisi bulunan bir içecek olarak karşımıza çıkıyor.

Nar suyunun sadece tanelerinden değil, tüm meyveden üretilmesi, bu içeceğin antioksidan etkisinin daha da artmasına neden oluyor. Zira bu önemli meyvenin kabuğu alkaloit, tanen ve glikozitler içeriyor.

Bu nedenle ishal kesici ve kurt düşürücü özelliğe sahip bulunuyor. Nar kabuğunun ekstresi ise güçlü bir virüs ve mikrop öldürücü özelliği sahip. Ayrıca, cilt üzerinde enfeksiyon ve yara iyileştirici etki de gösteriyor. Bunların yanı sıra, meyve kabuğu ve tanelerin antioksidan ve anti-tümör etkileri de biliniyor".

Beslenmede yer almalı

Beslenmede mutlaka yer alması gereken nar, aynı zamanda güçlü bir antioksidan özelliği taşıyor.

Yapılan araştırmalara göre narda, serbest radikallere karşı güçlü etkisi olan çeşitli vitamin, mineral, enzim ve antioksidanlar bulunuyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan, "serbest radikallerle en iyi mücadele yolu bu antioksidanları tanımak ve dışarıdan doğru besinleri seçerek bunların etkinliğini en üst düzeyde tutmaktır" dedi.

Doğan, "bugün için bilinen en güçlü antioksidanlar; C ve E vitaminleri, glutatyon, lutein, N-Acetylcystein, keratonoidler, flavonoidler, koenzim Q-10, alfa lipoik asit ve selenyumdur. Nar suyu da doğal antioksidanlardan biridir" açıklamasında da bulundu.

Narın bilinen bazı faydaları:

Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler

Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur

Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır

Enerji verir, yorgunluğu giderir

İdrar söktürücü etkisiyle toksin atımını sağlar

Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur

Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller

Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar

İshali (diare) önler tedavide destek sağlar

Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar

Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır

Sarımsağın Faydaları

 

Latince adı 'Allium Sativum' olan sarımsak, yüzyıllardan beri bütün dünyada hem sofraların vazgeçilmez bir yiyeceği olarak, hem de çeşitli hastalıklar için şifa amacıyla kullanılıyor. Anavatanı Hindistan olan ve mutfağımızdan eksik etmediğimiz sarımsağın tarihi, insanlık kadar eski.

 

SARIMSAĞIN TARİHİ

Arkeolojik kayıtlardan, tarihin ilk çağlarında Sümerler'in, sarımsağı bildikleri ve ilaç olarak kullandıkları anlaşılırken, eski Mısırlılar'ın da sarımsağı yedikleri ve ilaç olarak kullandıkları belirtiliyor. Tarihi kayıtlardan, Gizek Piramidi'ni yaptıran Firavun Keops'un (IV. Hanedan) inşaat sırasında işçilere bol miktarda yedirdiği sarımısağın, İsrail oğulları tarafından Mısır'dan Filistin'e getirildiği, oradan Anadolu ve İyonya'ya yayıldığı biliniyor. Haçlı seferleri sırasında ilk defa Fransa'ya getirilen ve bu şekilde Avrupa'nın öğrendiği sarımsak, bugün dünyanın her tarafında yetiştiriliyor.

 

SARIMSAK VİTAMİN DEPOSU

Sarımsağın bileşiminde şekerler, vitaminler (A, B, C), kükürtlü bir uçucu yağ ve içerisinde bol olarak allil sülfür bulunuyor. Sarımsağın özel kokusu ve tadı bundan ileri geliyor. Sarımsağın ihtiva ettiği yağ olan 'Oleum allicine', 1944 senesinde J. Cavallito ve J. Bailey adlı iki bilim adamı tarafından keşfedilmiş. Bu yağın 1 miligramı, 15 OE penisilinin aktivitesine eşit kıymetli bir deva.

 

SALGIN HASTALIKLARA KARŞI KALKAN

Uzmanlar, sarımsağın, salgın hastalıkların yayılmasını engelleyen en önemli faktör olduğunu belirtiyor. Mikroplarla iç içe yaşayan, kontrolsüz yiyecekleri tüketen, kanalizasyonların yollara aktığı gecekondu mahallelerinde yaşan insanların salgın hastalıklarla karşılaşmamasının en büyük sebebi, sarımsak olarak gösteriliyor. Yalnızca mikrobik hastalıklardan insanları koruyan sarımsak, Avrupa'da en önemli ölüm sebebi olarak bilinen kanser ve damar hastalıklarına karşı da insanları koruyor. Bugün dünyada en fazla sarımsak yenen ülke olan Bulgaristan'da kanser ve damar sertliğinden ölenleri sayısı, Avrupa'ya nazaran 6-7 misli düşük. Ayrıca İsveçli çocuklar, çocuk felcine karşı da koruduğu anlaşılan sarımsağı yiyerek okula gidiyorlar.

 

SARIMSAĞIN FAYDALARI

Uzmanların tespitlerine göre, sarımsağın insan sağlığı açısından en önemli faydaları şöyle: Ölümlere sebep olan atardamar kireçlenmesine iyi geliyor. Yara ve çıbanları iyileştiriyor. Krampları yok ediyor. Akciğeri, karaciğeri, safra kesesini ve kalbi kuvvetlendiriyor. Bağırsak kurtlarını ve diğer parazitleri öldürüyor. Mide ve bağırsakları dezenfekte ediyor. Zararlı bakterileri yok ediyor. İştahı açıyor. Nezleyi yok ediyor. Nefes borusu rahatsızlıklarına, bronşite çok iyi geliyor. Veremlilere sarımsak yemeleri tavsiye ediliyor. Tansiyonu düşürüyor. Ateşi düşürüyor. Bağırsak gazlarını ortadan kaldırıyor. Grip mikrobunu öldürerek vücudu bu hastalığa karşı koruyor. İdrar yollarında taş oluşumunu engelliyor. Kalp adalelerini güçlendiriyor. Kalbi besleyen kroner damarları genişletiyor. Cinsel gücü arttırıyor. İdrar söktürüyor. Vücudu sivrisinek ve haşerelerden koruyor. Safra salgısının salınımını arttırıyor. Kabızlığı önlüyor. Saç dökülmesini yavaşlatıyor. Sesi güzelleştiriyor.

 

 

Ahmet İslamoğlu

Maydanoz Kanı temizliyor

 

Maydanozun potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden de zengin olduğunu aktaran Eşiyok, "Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacını karşılıyor. Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlarken kanı temizliyor, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi geliyor." dedi. Enzimleri uyararak sindirim rahatsızlıklarını da dindirdiğini belirten Eşiyok, ayrıca iltihaplı yaraların iyileşmesine yardım ettiğini kaydetti. Maydanozun mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini engellediğini de kaydeden Eşiyok, "Maydanoz, romatizmada, tansiyon düzensizliklerinde, şişmanlıkta kullanılabilecek bir bitkidir. Ayrıca böbrek taşı, kum gibi rahatsızlıklarda da etkilidir." ifadelerine yer verdi.

market alışverişi için önemli uyarılar

 

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı, vatandaşları, market alışverişi için önemli uyarılarda bulundu. Başkanlığın, et, tavuk, sebze ve meyve alırken dikkat edilmesi gereken uyarıları şöyle: 

 

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı, vatandaşları, markette alışveriş yaparken özellikle et ve et ürünleri alırken dikkatli olmaya çağırdı. Hıfzıssıhha, vatandaşların et ve et ürünlerini markette hesap ödemeden önce almasını isterken, özellikle tavuğun bir bütün olarak alınmasıyla maddi olarak da kazançlı çıkacakları önerisinde bulundu.

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı, “Sağlıklı Beslenme ve Gıda İsrafı Raporu”nda vatandaşları alış veriş yaparken nelere dikkat etmeleri konusunda uyardı. Hıfzıssıhha, besin güvenliğinin markette başladığını belirterek, besinlerin güvenliğinin tüm besin zinciri boyunca yasal çerçevede kontrol edildiğini bu nedenle marketlerden besinleri seçmek ve tüketime kadar güvenli tutmanın tüketicinin sorumluluğu olduğuna işaret etti.

 

Raporda, “Ambalajı kontrol edin. Donmuş besinler katı, soğutucudaki besinler soğuk olmalıdır. Donmuş besinler çözülme belirtileri göstermemelidir. Ambalajda delik, yırtık veya açık köşeler olmamalıdır” uyarısında bulunulurken, güvenlik kapaklarının ve düğmelerinin mutlaka kontrol edilmesi gerektiği bildirildi.

 

Şişmiş, hasar görmüş paslanmış veya çentikli konservelerin alınmaması gerektiği ifade edilirken, bozulabilen besinlerin üzerindeki son kullanım tarihlerine dikkat edilmesi uyarısında bulunuldu.

 

"MARKETTE ETİ EN SON ALIN"  

"Et, kümes hayvanı ve deniz ürünleri gibi bozulabilen ürünleri ödemeyi yapmadan önce, en son alın. Erken alıp, market arabasında dolaştırmayın" önerisinde bulunan Refik Saydam Hıfzıssıhha, ödeme sırsında soğuk besinlerin birlikte paketlenmesi, satın alınan besinlerin ise hemen eve getirilip depolanması gerektiği kaydedildi.

 

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı, gıda alışverişinde dikkat edilecek noktalar bulunduğunu belirterek, vatandaşlara şu uyarılarda bulundu.

 

"Et Satın Alırken :  

-Yağları iyi ayrılmış eti satın alın.

-Etin rengi tazeliğini gösterir. Sığır eti tipik olarak parlak kırmızı renktir. Genç dana eti grimsi pembedir. Daha yaşlı dana eti koyu pembedir. Kuzu etinin rengi nasıl beslendiğine bağlı olarak açık pembeden koyu pembeye kadar değişebilir.

-Ekonomik olmalarının yanı sıra tavuk ve hindi etleri yüksek protein içerir ve genellikle yağsızdırlar. Çoğunlukla kümes hayvanlarının yağsız çeşitlerini seçin (hindi ve tavuk gibi).

-Yağ tüketiminizi azaltmak için derisiz beyaz et alın,

-Maliyeti azaltmak için tüm gövde satın alın bir tavuğu kendiniz parçalara ayırırsanız genellikle maddi anlamda tasarruf edersiniz.

Balık Satın Alırken:

-Beslenme açısından yararları nedeniyle deniz ürünlerine ilgi gittikçe artmaktadır. İyi bir protein kaynağı olmalarının yanı sıra deniz ürünlerinin yağ içeriği özellikle doymuş yağlar açısından düşüktür. Ve balık omega -3 yağ asitleriyle sağlık açısından önemli yararlar sunar.

-Satın almadan önce balık tezgahını kontrol edin. Sokak satıcılarından balık almayın.

-Bütün balıkları (yüzgeçli veya kabuklu) koklayın. Kuvvetli balığımsı koku taze olmadığının bir işaretidir.

Yumurta Satın Alırken:

-Almadan önce yumurtaların kartonlarını açın. Temiz ve tam olan kolileri seçin. Kırılmış olanı almayın. Oda sıcaklığında değil buzdolabında saklanmış olan yumurtaları alın.

Meyve Satın Alırken:

-Elma-Çürük ya da çürük noktaları olanlardan sakının.

-Erik-Çatlamış veya buruşuk kabuklardan sakının.

-Kiraz-Vişne: Fazlaca yumuşak veya kurumuş veya koyu sapları olanlardan sakının.

-Limon: Genellikle pürtüklü yapılı limonlar daha kalın kabukludur ve ince kabuklulardan daha az suludur.

-Muz: Lekelenmiş ve çürümüş kabuklulardan sakının.

Portakal: Yumuşaklık veya ucunda beyazımsı küf hissi verenlerden sakının.

Sebze Alırken

-Bamya: Koyu yeşil renkli ve lekesiz olmalıdır.

-Bezelye: Dolgun, parlak yeşil kabuklu ve körpe, iyi gelişmiş tohumlu olmalı.

-Biber: Yumuşak, benekli ve berelilerden sakının.

-Domates: Düzgün, iyi şekillenmiş ve sert (çok sert değil) olmalı.

-Yeşil Yapraklı Sebzeler: Taze, yumuşak, lekesiz yapraklı olmalı, kalın damarlı yapraklı demetlerden sakının.“

Kansere domates ve mandalina

Kansere domates ve mandalina  

 

 

 Kanser 200’den fazla türde olan bir hastalık grubu olup, kontrolsüz çoğalan ve yayılan anormal hücreler şeklinde tanımlanmaktadır… Kanserin görülme sıklığını iki temel faktör etkilemektedir. Bunlar, kalıtımsal faktörler ve çevresel faktörlerdir.

 

 

Kalıtımsal faktörler, ailemizden aldığımız genetik mirastır. Bunun değişmesi mümkün değildir. Çevresel faktörler ise, sigara içimi, sağlıksız beslenme, fiziksel aktivite yetersizliği, obezite, belirli bazı enfeksiyona neden olan organizmalar, bazı ilaç tedavileri ve güneş ışınlarına maruz kalmanın yanı sıra; besinlerin içerisinde bulunan kanser yapıcı maddeler de kanseri tetikleyen nedenler arasındadır…

 

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, sebze ve meyvelerde bulunan kimyasal bileşiklerin insan sağlığına olumlu etkide bulunduğunu ve bunların insanı kanserden yüzde 80 oranında koruduğunu belirtti…

 

Şimdi, beslenme ve diyet uzmanı Çağatay Demir’in tavsiyelerine kulak verelim:

 

Günde en az 5 porsiyon çeşitli renkte meyve ve sebze tüketin. Sağlıklı kilonuzu sürdürebilmek için kalorisi düşük yiyecek ve içecekler tercih edin. İşlenmiş tahıl ürünleri yerine, tam tahıllı ürünleri tercih edin. Kırmızı et tüketimini sınırlandırın ve işlenmiş et ürünleri (sucuk, salam, sosis, hazır köfte vs.) tüketmeyin. Sigara içmeyin.

 

Haftada 5 gün en az 30 dakikalık orta derecede fiziksel aktivite yapın. Sağlıklı kilonuzu hayatınız boyunca sürdürün…

 

Domates tüketin

 

Antikanserojen aktivite gösteren karotenoidlerden biri olan likopen, domateste bulunan vitamin A benzeri bir bileşik olup prostat, meme ve akciğer gibi bazı kanser türlerinde kanser riskini azalttığı yönünde araştırmalar mevcuttur. Likopenin antikansorejen etkiyi antioksidan özelliği ile yerine getirdiği düşünülmektedir. Son yıllarda 47.000 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada, domates ve ürünlerini haftada 10 porsiyon ve daha fazlasını tüketenlerde prostat kanser riskinin yüzde 35 oranında azaldığı kanıtlanmıştır…

 

1994 yılında İtalya’da yapılan bir araştırmada yüksek miktarda domates tüketiminin sindirim sistemi kanser riskini düşürdüğü bildirilmiştir. Likopenin en iyi kaynağı domatesten yapılmış ürünlerdir. Likopen, işlenmiş domates ürünlerinin (salça, ketçap, domates çorbası vs.) yağ ile birlikte tüketilmesiyle, vücut tarafından çiğ domatese göre daha iyi kullanılır. Çeşitli araştırmalarla kanıtlanan bu özellik, likopenin yağda eriyen bir besin öğesi olmasından ve domateste trans formunda bulunan likopenin pişirme veya benzeri işlemler sırasında cis formuna dönmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Likopen karpuz, greyfurt ve kayısı gibi kırmızı meyve ve sebzelerde de bulunur.

 

Mandalinayı sofranızdan eksik etmeyin

 

Yapılan çeşitli araştırmalar sonucu, mandalinada bulunan ve ona turuncu rengini veren karoten maddesinin sağlık üzerine birçok olumlu etkisi ortaya kondu. Japonya’da yapılan iki farklı çalışmaya göre karoten deposu olan mandalinanın, kansere yakalanma riskinin azalttığı azalttığı bulundu. Mandalinanın bunun yanında karaciğer hastalıkları, damar sertliği ve şeker hastalığı riskini azalttığı, mandalina suyu içen hepatit hastalarının ise karaciğer kanserine yakalanmadıkları tespit edildi.  

 

Brokoli, Karnabahar, Lahana ve Brüksel Lahanası

 

Bu gruptaki besinlerin yapısı oldukça karmaşık olduğu için, yapılarında bulunan kanser önleyen bileşikler veya bileşik toplulukları tam olarak açıklanamamaktadır. Kanser türleri arasında üçüncü sırada görülme sıklığıyla kolon kanseri ve Amerika’da yaşam boyunca her 6 erkekten birinde görülen prostat kanseri riskini azaltan bu besinler, yüksek oranda C vitamini, beta-karoten, lif, kalsiyum, folik asit ve birçok fitokimyasal madde içerirler. Bu besinlerin yapısında bulunan bileşikler DNA zedelenmesini baskılayan veya bloke eden enzimleri tetikler, tümör büyüklüğünü ve östrojen benzeri hormonların etkinliğini azaltır.

 

Sarımsağın etkisi de büyük

 

Sarımsak yüksek miktarda saponin, fosfor, potasyum, kükürt, çinko, orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminlerini içerir. Sarımsağa karakteristik kokusunu veren ve biyolojik aktivitesinin çoğunu sağlayan içindeki allisin, allilik sülfitler gibi organik kükürtlü bileşiklerdir.  Soğan ve sarımsakta bulunan bu maddeler karsinojenlerin atılımını arttırır ve tümör hücre çoğalmasını baskılayan enzimleri uyarırlar. Ayrıca sarımsağın antibakteriyel olduğu bilinmektedir.

 

Antioksidan Deposu: Üzüm

 

İnsan vücudunda meydana gelen birtakım olaylar sonucunda serbest radikaller oluşur. Serbest radikaller ise hücre hasarına neden olarak kanser gibi pek çok rahatsızlığın ortaya çıkmasına neden olurlar. Örneğin hücrenin yapısını oluşturan lipitleri etkileyerek, hücre zarını zedeleyebilir ve neticesinde hücrenin yapı ve bütünlüğünde bozulmalar meydana gelebilir. Ayrıca bir nükleik asit olan ve genetik bilgi taşıyan DNA molekülüne zarar vererek genlerde bozulmalara neden olabilirler. Serbest radikallerin bu gibi etkileri başta kanser olmak üzere, kalp damar hastalıkları ve diyabet gibi çok ciddi hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur.

 

Üzüm içerdiği flavonoid bileşenlere bağlı olarak potansiyel antioksidan (serbest radikalleri etkisiz hale getiren) etkinlik gösterir, bu özelliği nedeniyle plazma antioksidan kapasiteyi yükselterek oksidasyona bağlı DNA hasarını ve hücrelere zarar veren bileşenlerin düzeyini azaltır. Yapılan çalışmalar üzümün bu etkisinden dolayı başta kanser olmak üzere bir çok hastalığın oluşumunu önlediğini göstermiştir.

 

Doğal Östrojen Hormonu: Soya

 

Soya ve soya ürünleri fitoöstrojen kaynakları olup bu besinler insan vucudunda üretilen doğal östrojen hormonu gibi davranır. Bu bileşiklerin östrojenik etkisi zayıf olmakla beraber, insan vücudunda hem östrojenik aktivite yaparlar, hem de doğal östrojen etkilerini baskılayıcı etki gösterirler. Menopoz sonrası kemik erimesinin temel nedeni östrojen eksikliğidir. Özellikle menopoz sonrası kadınlarda fitoöstrojenik etki gösteren soya ürünleri önem taşır.

 

Fitoöstrojenler özellikle hormon bağımlı olan kanserleri kontrol ve önlenmesinde rol oynarlar. Meme kanseri, testis ve prostat kanseri gibi östrojen ilişkili kanserler fitoöstrojen alımının yüksek olduğu ülkelerde daha düşük oranlarda görülmektedir.

 

Soyanın kanserden koruyucu etkisinin yanı sıra, kemik erimesi, diyabet, böbrek hastalığı, menopoz semptomları, kolesterol ve kardiyovasküler hastalıklar üzerine olumlu etki gösterdiği birçok çalışma ile desteklenmiştir.

 

Soyafasülyesi diğer bitkisel kaynaklı besinlere göre daha yüksek protein içermesinden dolayı, doymuş yağlardan zengin et ürünleri yerine tüketilmesi oldukça sağlıklı bir tercihtir. Soya sütü ve tofu da günlük beslenmede yer verilmesi gereken besinlerdir.

 

Yeşil çay, kanser hücrelerinin büyümesini engelliyor

 

Yeşil ve siyah çay, Camellia Sinensis bitkisinin yapraklarından elde edilir. Yeşil çay, siyah çayla aynı bitkiden elde edilmesine rağmen; aralarındaki tek farklılık, işleme tekniğinden kaynaklanır. Siyah çay kurutulurken oksijenle tepkimeye girerken yeşil çayda bu işleme izin verilemez, dolayısıyla içerisindeki antioksidan maddelerin azalmasına karşı korunmuş olur. Her iki çayda da kafein bulunur, ancak yeşil çaydaki kafein oranı daha düşüktür.

 

Çinliler sağlık durumlarını geliştirmek için yaklaşık 3.000 yıldır yeşil çay içmekteler. Yeşil çay özellikle Japonya ve Çin gibi Asya bölgelerinde tüketilmekte olup, sağlık üzerine olumlu etkileri ortaya çıktığından beri batı ülkelerinde de popülerlik kazanmıştır.

 

Çaydaki antioksidan polifenolik bileşikler kanser ve kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu etkisi olduğu bilinmektedir. Çayda bulunan temel antioksidan madde kateşindir. Bu bileşik, kanser hücrelerinin büyümesi için gerekli olan enzimi bloke ederek kanser hücrelerinin büyümesini önler. Japon kadınlarda günde beş bardak ya da daha çok çay içilmesinin evre I ve II meme kanseri tekrarını azalttığı göstermiştir. Bazı araştırmalar ise yeşil çayın prostat, mide ve yemek borusu kanser riskini azalttığını belgelemiştir.

Şifa Kaynağı-015 (KARPUZ)


“Hurmanın hararetini karpuzun soğukluğu ile, karpuzun soğukluğunu; hurmanın hamateti ile gideriniz.”
(Hadis-i şerif)


Kavun, karpuzda on özellik var: yemek, içmek, koku, meyve, çöğen, mesaneyi yıkar, karnı yıkar, iç hastalıklarına iyi gelir ve cildi temizler. [Deylemi, İ.Rafii]

Yemekten önce kavun karpuz yemek şifadır. [İ.Asakir]


Peygamber Efendimizin severek yediği meyvelerdendir….

Yaz sıcağında en lezzetli serinleme yollarından biri şüphesiz karpuz yemektir. Ya da hoş bir piknik, tatlı ve sulu bir karpuzla mükemmelleşir. Karpuz kabakgillerdendir. Anayurdu Afrika’nın tropikal bölgeleridir. Mısır’daki antik kalıntılardaki duvar resimlerinde karpuz resmedilmiştir. Daha sonra ticari gemilerle akdeniz ülkelerine yayılmıştır.

Bugün dünyada yaklaşık 500 çeşit karpuz yetişmektedir. Bunlar kabuğunun, çekirdeklerinin biçimine,rengine ve ağırlığına göre farklılık gösterir.

Karpuz mayıs ve eylül aylarında ancak özellikle temmuz ortasından ağustos sonuna kadar bol miktarda bulunur.

Karpuz bol miktarda C vitamini ve antioksidan özelliği ile çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan Beta karoten içerir. İçerdiği yüksek potasyum kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenler ve bağırsak kanserini önlemede de rol oynar. Karpuz çekirdekleri de içinde bulunan Cucurbocitrin adlı madde ile kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Yağ ve kolestrol içermediğinden ve kalorisi de düşüktür…


YAN TESİRİ

Normal şartlarda yan tesiri yoktur. Aç karna yenilince çok faydalıdır. Karpuz tohumu dalağa zarar verir.

ŞİFASI

1) Allah’ın rahmeti o kadar sonsuz ki; Yazın harareti verdiği gibi, soğutucusunu da veriyor. Karpuzda; kavun, kiraz, vişne, kayısı, hıyar, armut, domates, incir gibi soğutucu, serinletici özelliğe sahip. Biz ise susadıkça (hararetimizi artıran, geğirten) reklam ürünlerini alırız. Hiç hararetimizi bunlarla söndürmeyi düşünmeyiz. Bizde haklıyız. Hormon ziraatı bu şifalı ürünlerin etkisini azaltmış.

2) İbni Abbas (ra) şöyle buyurmuştur. “Karpuz, hem yiyecek, hem içecek ve koklanacak bir reyhandır”

3) Mesane yollarını temizler: Karpuz aç karma yenilince içerisini komple temizler, mesane yollarını temizler.

4) Hazmı kolaylaştırır: Karpuz yemek hazmı kolaylaştırır.

5) Kanı temizler: Karpuz yemek kam temizler

6) Vücuda kuvvet verir: Karpuz yemek cinsel gücü artırır.

7) Mesane taşlarını düşürür: Aç karma karpuz yemek mesane taşlarını düşürür.

8) İstiska: Raventi, karpuz suyuna ıslatıp içilecek olursa istiska (su toplama) hastalığım önler.

9) Balgam: Zencefil ve Balla yenecek olursa balgamı keser.

10) Sevdayı geçirir: Sütle beraber yenirse sevdayı geçirir.

11) Safrayı atar: Mide ve karaciğerdeki safra birikintisini dışarı atar.

12) Göze inen nezleyi geçirir: Kabukları alna konursa göze inen nezleyi geçirir.

13) Tutuklukları açar: Karpuz çekirdekleri, idrarı artırır. İdrar yollarını temizler, dalağa zararlıdır telafisi baldır.

14) Humma ve sıtmayı önler

15) Karpuz cilt lekesini geçirir.

16) Verem: Karpuz çekirdeği öğütülüp balla macun yapılır, yenmeye devam edilir.


TAVSİYE:

Karpuz, hem şerbettir, hem yemek. Allah (cc) yaz için özel yaratıp, yazın hararetini giderme görevi verdiği bir gıdadır. Susadıkça karpuz yiyiniz.

İYİ KARPUZ NASIL BİLİNİR
Tatlı ve sulu, olgun bir karpuz seçmek için birkaç noktaya dikkat etmeliyiz. Kabuğunun rengi parlak değil, mat olmalı ve tırnağınızla hafifçe kazıdığınızda yeşil kısım kolayca çıkmalıdır. Şekli simetrik olmalıdır. Toprağa oturan kısmının rengi açık sarı olmalı, beyaz veya yeşil olmamalıdır. Olgun karpuz oda sıcaklığında tutulmalıdır. Ancak çok uzun bir süre değil. Buzdolabında 1 hafta süreyle saklanabilir.

Genel hatlarıyla Alternatif Tıp Kitabından faydalanılmıştır...