Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Şifalı bitkiler , ürünler

11 tane "akıllandık" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"akıllandık" tagli diger ogeler resimler , videolar

Evlilik meme kanseri riskini azaltıyor

 

Evlenmenin ve çocuk yapmanın, çocuğu emzirmenin meme kanserinde koruyucu rolü bulunuyor.

 

Samsun Meme Derneği Başkanı Prof. Dr. Necati Özen, her 8 ila 12 kadından birinde meme kanseri riskinin görüldüğünü belirterek, “Evlenmenin ve çocuk yapmanın, çocuğu emzirmenin meme kanserinde koruyucu rolü var. Evlenmek meme kanseri riskini azaltıyor” dedi.

Samsun Meme Derneği ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlediği '1'inci Karadeniz Meme Günleri’ toplantısı bugün Büyük Samsun Oteli’nde başladı. 2 gün sürecek taplantıya Türkiye’nin bu konuyla ilgilenen 20 merkezinden 63 konuşmacı ve yaklaşık 300 kişi katıldı.

Meme kanserinin risk faktörleri, tanısındaki yenilikler ve güncel tedavilerinin değerlendirildiği toplantıda konuşan Samsun Meme Derneği Başkanı ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Özen, kadın olmanın meme kanseri riskinin görülmesinde birinci faktör olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Meme dokusunun aktif ve erkeklere göre bol miktarda olması bunun dışında erken adet görme ve geç menopoza girme meme kanseri riskini artırıyor. Ailede meme kanserli bireylerin olması ve bu kişilere yakınlık derecesi de meme kanseri riskini artırıyor.”

'İki kadeh alkol riski artırıyor'

Prof. Dr. Necati Özen, günde iki kadehten fazla alkol tüketiminin de meme kanseri riskini artırdığına dikkat çekerek, “Bu konuda istatistik çalışmaları var. Her gün iki kadehten fazla alkol tüketen kadınlarda daha az veya hiç tüketmeyen kadınlara göre kanser riski yüksek” diye konuştu.

Meme kanseri nedeniyle ameliyat ya da tedavi olmuş hastaların diğer memesinde de yine kanser açısından riskli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Necati Özen, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunları çevre faktörleri gibi bir takım etkenlerle artırmak mümkün. Meme kanseri çağımızın hastalığı. Bu kadar büyük riski olan hastalığın öldürücü boyuttan çıkarılarak tanınıp tedavi edilmesi tek amacımız. Kendi kendini muayene çok önemli.

Kanserin 45 yaş üzerindeki kadınlarda görülme riski de yüksek. Bu nedenle 45 yaşından sonra kadınlarımıza düzenli olarak yılda bir kez mamografi çektirmelerini tavsiye ediyoruz. Bir kadında meme kanserinin bir hücrden bir santimetre çapa ulaşması için 3 ila 5 yıl geçmesi gerekiyor. Bu bir santimetrelik çap dönemi de 45 yaşından sonra karşımıza çıkıyor.”

'Erkeklerde de meme kanseri görülüyor’

Türkiye’de meme kanseri riski açısından dünya haritasına bakıldığında orta riske sahip konumda olduğunu belirten Prof. Dr. Necati Özen, İskandinav ülkelerinde daha sık görülen bir hastalık olduğunu, bunun da çevresel ve genetik faktörler ile beslenme alışkanlıklarından kaynaklandığını vurguladı.

Erkeklerde de meme kanserinin görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Özen, erkeklerdeki meme dokusunun az olduğu için tanısının da erken konabileceğini söyledi. Prof. Dr. Özen, erkeklerin ayda bir kez duş alırken vücutlarını kontrol etmeleri gerektiğini kaydetti. Her 100 kadın meme kanserine karşı bir erkekte bu hastalığın görüldüğünü belirten Prof. Dr. Özen, Türkiye’de meme kanserinin daha sık görüldüğü bölgeler açısından sağlıklı bir haritanın olmadığını da sözlerine ekledi.

Koku hafızayı güçlendiriyor

 

Science Dergisi’nin haberine göre hafızanızı güçlendirmek istiyorsanız, bir gül koklayın. Almanya’daki Lübeck Üniversitesi bilim adamlarından Jan Born ve ekibi, uykunun hafızaya nasıl etki ettiğini bulmak için, deneklere bilgisayardan çift objeler ve kartlar gösterdiler.

Denekler sonra iki gruba ayrıldı ve birinci grup gül kokusu, ikinci grup ise hiçbir şey koklatılmadan uyutuldu. Deneklere uyku sırasında da koku koklatan uzmanlar, uyku sırasında beynin verdiği reaksiyonları MRI cihazıyla ölçtüler.

Deneye katılanların yüzde 97.2’si, bir gün sonra uyumadan önce kendilerine gösterilen kartların yerlerini hatırladılar. Gül kokusunu koklamadan uyuyanlarda ise bu oran yüzde 86’da kaldı. MRI taramalarında da uyku sırasında koku koklatılan deneklerin beyinlerinin hippocampus bölümünde aktivite tespit edildi. 

Ev kazalarının en önemli 10 tanesi

1- İlaçlar: Özellikle çocuklara ilginç gelen küçük şekerlemelere benzeyen kalp ilaçları geri dönüşü olmayan zehirlenmelere yol açabilir. Aspirin, flor ve demir tabletleriyle olan zehirlenmeler de ciddi sorunlara neden olabilir. Hayvanlar için kullanılan parazit ilaçları ile bitkiler için kullanılan organik fosfor bileşenleri, yaşamı tehdit eden zehirlenmelere yol açabilir.

2- Boğulmalar: Ortada bırakılan yarı dolu bir temizlik kovasında bile çocuklar birkaç saniye içinde boğulabilir. Bu nedenle havuz, su kovası, küvet gibi tehlikeli noktalara dikkat edilmeli. Doğalgaz zehirlenmeleriyle boğulmalar da dikkate alınmalı.

3- Düşme ve Çarpmalar: Çarpılan veya kafanın vurulduğu yerin kütlesel gücü yüksek değilse ciddi bir sorun yaratmaz. Ancak kolon, kiriş ve seramik gibi kitlesi yoğun yerlerdeki özellikle kafa çarpmalarında kısa ve uzun sürede ortaya çıkabilecek ciddi komplikasyonlar görülebilir.

4- Yanıklar: Çocuklu evlerde kural olarak ocağın uzak alanları kullanılmalı. Kaynar su, süt ve çay yanıkları en sık görülen kazalardan.

5- Kimyasal yemek borusu yanıkları: Deterjan ve lavabo açıcılar ağza alındıktan sonra geri dönüşü olmayan yanıklara neden olur; çocuk kurtulsa bile ömür boyu yapay bir yemek borusuyla beslenmek zorunda kalabilir.

6- Yürüteç: En sık rastlanan ev kazalarından! Hem çocuğun yürümesini geciktirmesi hem de ciddi kazalara yol açması nedeniyle yürüteç önerilmez.

7- Trafik kazalarında çocuklar: Her yaştaki çocuk, arabada seyahat ederken oturacağı araba koltuğu mutlaka sabitlenmeli ve kemerle bağlanmalı. Çocuğun oturduğu koltuk, hava yastığından uzakta olmalı. Çocuk kesinlikle önce oturtulmamalı.

8- Vücutta yabancı cisim: Daha çok, yabancı cismin buruna sokulması, nefes borusuna kaçması şeklinde olur. 4 yaşından önce sakız ve fındık-fıstık gibi yiyeceklerin ezilmeden çocuklara verilmesi tehlikeli.

9- Kesici delici aletlerle yaralanma: Bıçak, çakı, iğne ve cam kırıkları en sık rastlanan yaralanma nedenleri. Bunların erişilemeyecek şekilde saklanması ve temizlenmeleri gerekir.

10- Merdiven ve balkon kazaları: Özellikle yazın yanlışlıkla açık bırakılan balkon ve sokak kapıları, düşme sonucu ciddi sakatlıklara ve ölüml

Tok karnına yüzmeyin

Tok karnına yüzmeyin

Denize ya da havuza tok karnına girmenin olumsuz etkilerini vurgulayan uzmanlar, mümkünse yemekten en az iki saat sonra suya girilmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle kalp hastası olan ya da hastalık riski taşıyan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten uzmanların yüzme konusundaki uyarıları şöyle: Tok karnına ve özellikle çok sıcak havada denize girmek sağlık açısından risk taşıyabilir. Sıcak havada fazla yemek yemek, aşırı yağlı ve hazmı zor yemekler tüketmek vücudun metabolizmasını hızlandırdığı için, kalbe aşırı yük biner ve kalbin zorlanmasına neden olur. Kalp rahatsızlığı ya da hipertansiyonu olan kişilerde kalpte yorulma ve zorlanma meydana gelir. Bu nedenle yemek yedikten en az iki saat sonra denize ya da havuza girilmeli, kalp rahatsızlığı olan ya da risk taşıyan kişiler fazla efor sarf etmemeli. Bu kişiler suya saat 16.00'dan sonra girmeli.

BEYNE FAYDALI ve ZARARLI YİYECEKLER



İngiltere Zihin Sağlığı Vakfı Araştırma Direktörü Dr. Courtney Van de Weyer diyor ki: “İnsanların son zamanlarda edindikleri fast food türü beslenme alışkanlıkları dengeli ve sağlıklı olmaktan çıktı. Araştırmaya göre, yemlerde kullanılan katkı maddeleri ve tarım ilâçları, hayvan organizmasında değişikliğe yol açıyor. Bu sebeple de insanlar, Omega 6 adlı yağ asidini, Omega 3’ten çok daha fazla tüketir hâle geliyor. Bu dengesizliğe vitamin ve mineral eksikliği de eklenince, hafıza problemleri ve depresyon ortaya çıkıyor. Daha ileri dönemlerde ise alzheimer ve şizofreni belirtileri ortaya çıkmaya başlıyor.”

FAYDALI OLANLAR :

Lifli sebzeler,
Tohumlar ve fındık,
Buğday, kepek,
Organik yumurta,
Doğal yetişen balıklar,
Meyveler.

ZARARLI OLANLAR :

Kızartılmış fast food yiyecekler,
Rafine edilmiş ve işlenmiş besinler,
Fazla çay ve kahve,
Besinlere konulan bazı ek maddeler,
Tarım ilâcı kalıntısı olan besinler,
Alkol, şeker.

ıhlamur her derde deva




Grip ve nezle hastalıklarının tedavisinde etkili olan ıhlamurun birçok derde deva olduğu bildirildi. Ihlamurun insan vücuduna sağladığı faydalar saymakla bitmiyor.

Grip ve nezle hastalıklarının tedavisinde etkili olan ıhlamurun birçok derde deva olduğu bildirildi.

Kış aylarının vazgeçilmez içeceklerinden biri olan ıhlamurun insan vücuduna sağladığı faydalar saymakla bitmiyor. Öksürük ve balgam için ıhlamurun kaynatılıp içildiğinde göğsü yumuşattığı, ciltte bulunan lekelere karşı da kaynatılmış ıhlamur suyunun sürülmesinin faydalı olduğu belirtiliyor. Grip ve nezle olan insanların ıhlamur içmeyi ihmal etmemeleri gerektiğini vurgulayan uzmanlar, bu tür hastalıklarda ıhlamurun terlemenin yanında vücudun direncinin artmasında da faydalı olduğunu açıkladı.
Kaynatılan ıhlamur suyu ile saçların yıkandığı zaman saç köklerinin beslendiğini ifade eden uzmanlar, ıhlamurun saç dökülmesine karşı tedavi edici olduğunu dile getirdi. Sabah aç karnına içilen ıhlamurun zayıflamak isteyenlere de yardımcı olacağına işaret eden uzmanlar, aşırı ve fazla miktarda kullanılacak ıhlamurun, kalbe zarar vereceği hususunda da uyarıda bulundu.

Dr. Ender Saraç'tan beslenme önerileri

Florya Corner Sağlık kulübü tarafından düzenlenen söyleşiye katılan Sağlıklı beslenme ve yaşam uzmanı Dr. Ender Saraç; spor yapan kişiler için çok önemli pratik bilgiler verdi.

Dr. Ender Saraç, düzenli spor yapmanın mutluluk hormonunu arttırdığını ve spor yapan insanların hayata daha büyük bir şevkle sarıldıklarını söyledi. Saraç, sadece spor yapmanın sağlık açısından yeterli olmayacağını doğru beslenmenin de çok önemli olduğuna dikkat çekti.

Saraç; balık ve tavuğun, kırmızı ete göre çok daha fazla tüketilmesini tavsiye ettiğini ve haftada 3 günden fazla kırmızı et tüketen kadınların; bu hayvanların suni beslenmelerinden ve daha kaslı olmaları için verilen testesteron sebebiyle bol miktarda erkeklik hormonu bilmeden aldıklarının altını çizdi.

Ender Saraç; balık ve tavuğun daha çok tüketilmesini tavsiye ederken özellikle yüksek kollestrol barındıran derilerinin yenmemesi gerektiğini vurguladı. Saraç konuşmasına şöyle devam etti:

“Küçük balıkları kılçıklarıyla beraber yemeğe özen gösterelim. Balığın kılçığında kalsiyum ve iyot var. Ayrıca balığın yağında yer alan Omega 3 vitamini de vücuda çok yararlı. Hamsi’de yüksek miktarda Omega 3 var. Tabi balık tüketirken kızartma yapmamaya dikkat edelim.

Ben kırmızı etin hiç tüketilmemesi gerektiğini söylemiyorum. Vücudun demir ihtiyacını kırmızı et sağlar. Ama yine de haftada 1 -2 kezi geçmemeli. Eti ızgara olarak büftek,bonfile ve köfte olarak tüketebilirsiniz. İşlenmiş hali olan sucuk, sosis ve salamdan olabildiğince uzak duralım.

Yoğun spor aktivitesinde bulunan kişilere de 3 yumurtanın beyazı ve 1 sarısı ile, yağsız peynirle yapılacak menemeni tavsiye ediyorum. İçine bol miktarda maydanoz ve biber de koyabilirsiniz.

Spor yapanlar bol miktarda B ve C vitamini de tüketmeyi ihmal etmesinler. Bu vitaminleri işlenmemiş tahıldan, yumurtanın sarısından, kividen, turunçgillerden ve tüm yeşil çiğ bitkilerden alabilirler.

Özellikle tereyağ ve kabuklu deniz hayvanları kesinlikle tüketmeyelim. Unutmayalım ki dedelerimizden dinlediğimiz tereyağ kullanımına dönük sözler günümüz şartları ile çelişiyor. Çünkü tereyağ; eskiden gürültü, stres, çevre kirliliği olmadan doğal bir hayatta tüketiliyordu. Günümüzde ise bambaşka bir hayat var.”

SİYAH NOKTALAR

Başınızın üstüne bir çarşaf örterek bu suyun buharına bir süre yüzünüzü tutun. Yani yüzünüze basit bir buhar banyosu yapın. Buhar banyosundan sonra siyah noktalar çok kolay çıkar.

Buhar banyosundan sonra iğnesini çıkardığınız şırınganın ucuyla hafifçe siyah noktanın üzerine bastırın. Siyah noktalar şırınganın içine girecektir. Bunu yaparken siyah noktaların çıkış yönüne dikkat edin ve o yönden bastırın. Yüzünüzdeki siyah noktalar hep aynı yönde çıkar.

Bu işlemden sonra yüzünüsü mutlaka bir temizleme losyonuyla temizleyin.

1,5 tatlı kaşığı kil, 1 tatlı kaşığı badem yağı, 1 tatlı kaşığı balı karıştırıp yüzünüze sürün ve 35-40 dakika bekleyin. Daha sonra yüzünüzü soğuk suyla yıkayıp yağsız bir nemlendirici krem sürün.

Bacak Bakımı (Selülit)

Selülit genç, yaşlı, şişman, zayıf yani kadınların % 90 ı nın şikayetçi olduğu ortak bir sorun. Selülitlerinizden mi şikayetçisiniz? O halde Bacak bakımı ve selülitlerden büyük ölçüde kurtulmak için aşağıdaki karışım tam size göre. İşe yarayacağını göreceksiniz.

Yarım tatlı kaşığı zeytinyağı, yarım tatlı kaşığı susam yağı, 9-10 damla biberiye yağı, 12 damla kekik ve 9 damla portakal yağını karıştırıp banyodan önce selülitli bölgelere masaj yaparak iyice yedirin. Yarım saat kadar bekledikten sonra saf ipek bir kese veya normal bir kese ile selülitli bölge kızarıncaya kadar iyice keseleyin daha sonra sabunlanmadan ılık suyun altında duş alıp banyodan çıkın. Üç günde bir tekrarlayın. Selülitlerinizde gözle görülür iyileşme göreceksiniz.

Selülit İçin Bitkisel Yağ Karışımı 2

İki çorba kaşığı melisa yağı, iki çorba kaşığı adaçayı ve iki çorba kaşığı okaliptüs yağını bir kasenin içinde karıştırın. içine 10-15 adet dövülmüş aspirin ve 5 tane limonun suyunu katıp tekrar iyice karıştırın. Selülitli bölgenize masaj yaparak iyice yedirin ve mutfağınızda kullandığınız streç naylonla iyice sarın. Yaklaşık 1 saat bekledikten sonra vücudunuzu yıkayın.

Selülit İçin Elma Sirkesi

1 çay bardağı derecesi %4-6 olan elma sirkesi ile 1 çay bardağı elma suyunu karıştırın. İçine birkaç damla limon yağı ve biberiye yağı ekleyin. Bu karışımla selülitli bölgenize güzelce masaj yaptıktan sonra üzerini mutfağınızda kullandığınız streç naylonla iyice sarın. Yaklaşık 1 saat bekledikten sonra vücudunuzu yıkayıp nemlendirici bir losyon sürerek tekrar masaj yapın.        Not : Bu sarma yöntemi selülitle savaşta oldukça etkili bir yöntemdir. Ayrıca bu uygulamayı yaparken günde 1 bardak şekersiz greyfurt suyu da içerseniz daha çok fayda görürsünüz.

Günde 3 veya 4 bardak şekersiz biberiye çayı için. Selülitlere oldukça faydalıdır.

Günde 3 veya 4 bardak domates suyu içmek vücudu toksinlerden arındırır ve selülitlerin giderilmesinde yardımcı olur.

Bir kaşık ince ince kıydığınız enginar yapraklarını 1 bardak suda haşlayın. 10-15 dakika demlenmesini bekleyip süzün. Günde 2-3 bardak bu çaydan şekersiz olarak aç karnına için.

Taze sıkılmış 1 çay bardağı limon suyunu bir çay bardağı su ile karıştırıp günde bir defa için

Yarım su bardağı zeytin yağı ve yarım çay bardağı ılık suyu karıştırın. İçine yarım çay bardağı da deniz suyu kattıktan sonra karışımı avucunuza alarak selülitli bölgenizi iyice ovarak yaklaşık 15 dakika boyunca masaj yapın ve ılık duş alın.

saglikguzellikrehberi

Şifa Kaynağı-015 (KARPUZ)


“Hurmanın hararetini karpuzun soğukluğu ile, karpuzun soğukluğunu; hurmanın hamateti ile gideriniz.”
(Hadis-i şerif)


Kavun, karpuzda on özellik var: yemek, içmek, koku, meyve, çöğen, mesaneyi yıkar, karnı yıkar, iç hastalıklarına iyi gelir ve cildi temizler. [Deylemi, İ.Rafii]

Yemekten önce kavun karpuz yemek şifadır. [İ.Asakir]


Peygamber Efendimizin severek yediği meyvelerdendir….

Yaz sıcağında en lezzetli serinleme yollarından biri şüphesiz karpuz yemektir. Ya da hoş bir piknik, tatlı ve sulu bir karpuzla mükemmelleşir. Karpuz kabakgillerdendir. Anayurdu Afrika’nın tropikal bölgeleridir. Mısır’daki antik kalıntılardaki duvar resimlerinde karpuz resmedilmiştir. Daha sonra ticari gemilerle akdeniz ülkelerine yayılmıştır.

Bugün dünyada yaklaşık 500 çeşit karpuz yetişmektedir. Bunlar kabuğunun, çekirdeklerinin biçimine,rengine ve ağırlığına göre farklılık gösterir.

Karpuz mayıs ve eylül aylarında ancak özellikle temmuz ortasından ağustos sonuna kadar bol miktarda bulunur.

Karpuz bol miktarda C vitamini ve antioksidan özelliği ile çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan Beta karoten içerir. İçerdiği yüksek potasyum kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenler ve bağırsak kanserini önlemede de rol oynar. Karpuz çekirdekleri de içinde bulunan Cucurbocitrin adlı madde ile kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Yağ ve kolestrol içermediğinden ve kalorisi de düşüktür…


YAN TESİRİ

Normal şartlarda yan tesiri yoktur. Aç karna yenilince çok faydalıdır. Karpuz tohumu dalağa zarar verir.

ŞİFASI

1) Allah’ın rahmeti o kadar sonsuz ki; Yazın harareti verdiği gibi, soğutucusunu da veriyor. Karpuzda; kavun, kiraz, vişne, kayısı, hıyar, armut, domates, incir gibi soğutucu, serinletici özelliğe sahip. Biz ise susadıkça (hararetimizi artıran, geğirten) reklam ürünlerini alırız. Hiç hararetimizi bunlarla söndürmeyi düşünmeyiz. Bizde haklıyız. Hormon ziraatı bu şifalı ürünlerin etkisini azaltmış.

2) İbni Abbas (ra) şöyle buyurmuştur. “Karpuz, hem yiyecek, hem içecek ve koklanacak bir reyhandır”

3) Mesane yollarını temizler: Karpuz aç karma yenilince içerisini komple temizler, mesane yollarını temizler.

4) Hazmı kolaylaştırır: Karpuz yemek hazmı kolaylaştırır.

5) Kanı temizler: Karpuz yemek kam temizler

6) Vücuda kuvvet verir: Karpuz yemek cinsel gücü artırır.

7) Mesane taşlarını düşürür: Aç karma karpuz yemek mesane taşlarını düşürür.

8) İstiska: Raventi, karpuz suyuna ıslatıp içilecek olursa istiska (su toplama) hastalığım önler.

9) Balgam: Zencefil ve Balla yenecek olursa balgamı keser.

10) Sevdayı geçirir: Sütle beraber yenirse sevdayı geçirir.

11) Safrayı atar: Mide ve karaciğerdeki safra birikintisini dışarı atar.

12) Göze inen nezleyi geçirir: Kabukları alna konursa göze inen nezleyi geçirir.

13) Tutuklukları açar: Karpuz çekirdekleri, idrarı artırır. İdrar yollarını temizler, dalağa zararlıdır telafisi baldır.

14) Humma ve sıtmayı önler

15) Karpuz cilt lekesini geçirir.

16) Verem: Karpuz çekirdeği öğütülüp balla macun yapılır, yenmeye devam edilir.


TAVSİYE:

Karpuz, hem şerbettir, hem yemek. Allah (cc) yaz için özel yaratıp, yazın hararetini giderme görevi verdiği bir gıdadır. Susadıkça karpuz yiyiniz.

İYİ KARPUZ NASIL BİLİNİR
Tatlı ve sulu, olgun bir karpuz seçmek için birkaç noktaya dikkat etmeliyiz. Kabuğunun rengi parlak değil, mat olmalı ve tırnağınızla hafifçe kazıdığınızda yeşil kısım kolayca çıkmalıdır. Şekli simetrik olmalıdır. Toprağa oturan kısmının rengi açık sarı olmalı, beyaz veya yeşil olmamalıdır. Olgun karpuz oda sıcaklığında tutulmalıdır. Ancak çok uzun bir süre değil. Buzdolabında 1 hafta süreyle saklanabilir.

Genel hatlarıyla Alternatif Tıp Kitabından faydalanılmıştır...