| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Şifalı bitkiler , ürünler

26 "kalın damar" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"kalın damar" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

HAMİLELİK

Adaçayı, bazı annelerde bebeği emzirdikten sonra sütün akmaya devam ettiği hallerde göğüs ucuna aynı merhemden bir miktar sürülerek sütün kesilmesi sağlanır.

Anasondan elde edilen yağ hormonları düzenler, anne sütünü çoğaltır.

Frenk maydonozunun ezilerek yapılan merhem loğosa kadınların göğüslerindeki durmayan süt akıntısını ve iltihapları tedavi eder.

Kimyon anne sütünü çoğaltır, balgam ve ter söktürür.

Nohut emzikli kadınların sütünü arttırır.

Zeytinyağının mucize yararları

Zeytinyağının mucize yararları  

 

 Akdeniz mutfağının vazgeçilmezi, tam bir antioksidan deposu olan zeytinyağının yararları saymakla bitmiyor. İşte zeytinyağının sağlıklı ilan edilmesinin 5 nedeni:

 

* Kanser riskini azaltır:

İçerdiği 'polyphenols', bitkisel antioksidan ile hücreleri kanserden korur. Tekil doymamış yağ oranı kansere karşı etkilidir.

 

* Kalbi korur:

Kalbiniz için zeytinyağından daha iyi hiçbir şey yoktur. İyi kolesterolü yükseltir (HDL), kötü kolesterolü (LDL) düşürür, kandaki yağ oranını dengeler, itihabı ve diğer kalp hastalıklarına neden olan sağlık sorunlarını önler.

 

* Kan basıncını düşürür:

İçerdiği etkili antioksidanlar damarları güçlendirir ve genişletir.

 

* Kilo vermenizi sağlar:

Kendine has lezzeti ve doymuş yağ oranının düşük olması kilo vermeye yardımcıdır.

 

* Baş ağrısını azaltır:

Eğildiğinizde başınıza doğru saplanan bir ağrınız varsa; salata ve sebzelere düzenli ekleyeceğiniz zeytinyağı sayesinde hem bu ağrıdan hem de mide sorunlarından kurtulabilirsiniz.

Afrodizyak bitkiler

Bu bitki ve baharatları tüketen çiftler, birbirlerine daha çok zaman ayırmak isteyecek. Çünkü, cinsel gücü artıran bu bitkiler, oldukça güçlü etkiler yaratıyor.

* Tarçın: Hormonları çalıştırır ve cinsel gücü artırır. Bir bardak suya bir kahve kaşığı atılıp çay gibi içilebilir. Sütlü tatlıların üstünde kullanmayabilirsiniz.

* Ay çekirdeği: Cinsel arzuyu artırıyor ama sivilce ve kilolarda da artışa neden oluyor. Birinden birini seçeceksiniz!

* Yulaf ezmesi: Özellikle kadınlarda cinsel isteksizliği giderir. Hormonları düzenler ve vücut direncini artırır. Her sabah sütlü yulaf ezmesinin içine isterseniz ceviz, fındık, antepfıstığı koyabilirsiniz. Bu kuvvetli öğünle gününüzü daha kolay geçirebilirsiniz.

* Üzerlik tohumu: C insel gücü artırır, hamileliği kolaylaştırır. Ezilmiş tohum günde 1-2 gr. bala karıştırılarak yenir veya doğrudan suyla içilebilir.

* Kırmızı ve yeşil acı biber, karabiber: Hep tatlılar bu etkiyi yapacak değil ya, inanamayacaksınız ama acı da cinsel isteği kamçılar...

* Sarmısak: Tüm hormonları çalıştırır. Çiğ olarak yenmesi tavsiye edilir.

* Roka: Yeşil sebzeler içinde bu anlamda en değerlisi rokadır. Yalnız balık yanında değil, salatalarda da kullanmalısınız.

* Zencefil: Tüm vücudu uyarır, bedenen ve ruhen güç kazandırır. Kurabiye ve tatlılarda da kullanılabilir.

* Kekik ve nane: Özellikle kadınlarda bütün kadınlık hormonlarının düzenli çalışmasını sağlar ve vücudu güçlendirir.

* Hardal, kimyon, kişniş: Bütün hormonları çalıştırır ve sinirleri de kuvvetlendirir.

* Vanilya: Hem bedeni, hem de sinirleri güçlendirir, cinsel gücü artırır. Tatlı ve keklerde bol bol kullanılabilir.

* Isırgan tohumu: İşte ufak bir mucize. Bir kilo bal ile 100 gr. ısırgan tohumunu karıştırın ve her gün bir kaşık yiyin. Bomba gibi hissedeceksiniz.
* Arı sütü, bal ve polen karışımı: Bu karışım hem hücrelerinizi yeniler, hem de yaşınız ilerlese de cinsel gücünüzü yerinde tutar.

İşte, dünyayı tersine çeviren 50 gerçek

 

BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise "Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek" adını verdiği bir kitapta toplamış, bu kitap, oldukça ilginç.

      "50 gerçek" olarak adlandırılan aykırılıklar, yanlışlıklar veya sorumsuzluklar, ilk bakışta birbiriyle ilintili gözükmeyebilir. Ama her biri, dünyanın çivisinin üzerine bir balyoz gibi iniyor.

"Yokoluş"a doğru hızla sürükleniyoruz. Kendi ikbalimiz için fır dönerken, bir de dünyanın nasıl döndüğüne bakalım...

 

1- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl

yaşıyor.

2- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.

3- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik

oranına sahip.

4- Çin'de 44 milyon kadın kayıp.

5- Brezilya'daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla.

6- 2002'de idamların yüzde 81'i ABD, Çin ve İran'da gerçekleşti.

7- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla

bilgiye sahip.

8- AB'deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon,

Afrika'nın yüzde 75'inin günlük geçiminden daha fazla.

9- 70'in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak,

9'unda ise cezası ölüm.

10- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle

yaşıyor.

11- Rusya'da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda

hayatını kaybediyor.

12- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı.

13- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor.

14- Hindistan'da 44 milyon çocuk işçi var.

15- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor.

16- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon

dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor.

17- Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor.

18- 15 yaşındaki İngilizlerin yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri

sigara içiyor.

19- Washington'daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongre

üyesi için 125 kişi çalışıyor.

20- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor.

21- 1977'den bu yana ABD'deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve

taciz vakası yaşandı.

22- Mc Donalds'ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını

tanıyanlardan fazla.

23- Kenya'da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor.

24- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar.

25- Amerikalıların üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor.

26- 150'den fazla ülkede işkence var.

27- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç

kalıyor.

28- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33.

29- Dünyanın üçte biri savaş halinde.

30- Petrol rezervleri 2040'da tükenebilir.

31- Sigara içenlerin yüzde 82'si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.

32- Dünya nüfusunun yüzde 70'i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı.

33- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için

yaşanıyor.

34- Afrika'da 30 milyon kişi AIDS.

35- Her yıl 10 dil ölüyor.

36- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla.

37- ABD'de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor.

38- Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var.

39- Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor.

40- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor.

41- İngiltere'de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol'un ilk

sezonunda 32 milyon kişi oy kullandı.

42- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor.

43- ABD, "haydut devlet" diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla

askeri harcama yapıyor.

44- Dünyada 27 milyon köle var.

45- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç

haftada bir Ay'a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor.

46- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor.

47- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa'ya satılıyor.

48- Yeni Zelanda'dan İngiltere'ye uçakla getirilen bir tane kivi,

atmosfere kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor.

49- ABD'nin, BM'ye 1 milyar dolardan fazla borcu var.

50- Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin

aile çocuklarına göre 3 kat daha fazla.

 

Ahmet İslamoğlu

Sarımsağın Faydaları

 

Latince adı 'Allium Sativum' olan sarımsak, yüzyıllardan beri bütün dünyada hem sofraların vazgeçilmez bir yiyeceği olarak, hem de çeşitli hastalıklar için şifa amacıyla kullanılıyor. Anavatanı Hindistan olan ve mutfağımızdan eksik etmediğimiz sarımsağın tarihi, insanlık kadar eski.

 

SARIMSAĞIN TARİHİ

Arkeolojik kayıtlardan, tarihin ilk çağlarında Sümerler'in, sarımsağı bildikleri ve ilaç olarak kullandıkları anlaşılırken, eski Mısırlılar'ın da sarımsağı yedikleri ve ilaç olarak kullandıkları belirtiliyor. Tarihi kayıtlardan, Gizek Piramidi'ni yaptıran Firavun Keops'un (IV. Hanedan) inşaat sırasında işçilere bol miktarda yedirdiği sarımısağın, İsrail oğulları tarafından Mısır'dan Filistin'e getirildiği, oradan Anadolu ve İyonya'ya yayıldığı biliniyor. Haçlı seferleri sırasında ilk defa Fransa'ya getirilen ve bu şekilde Avrupa'nın öğrendiği sarımsak, bugün dünyanın her tarafında yetiştiriliyor.

 

SARIMSAK VİTAMİN DEPOSU

Sarımsağın bileşiminde şekerler, vitaminler (A, B, C), kükürtlü bir uçucu yağ ve içerisinde bol olarak allil sülfür bulunuyor. Sarımsağın özel kokusu ve tadı bundan ileri geliyor. Sarımsağın ihtiva ettiği yağ olan 'Oleum allicine', 1944 senesinde J. Cavallito ve J. Bailey adlı iki bilim adamı tarafından keşfedilmiş. Bu yağın 1 miligramı, 15 OE penisilinin aktivitesine eşit kıymetli bir deva.

 

SALGIN HASTALIKLARA KARŞI KALKAN

Uzmanlar, sarımsağın, salgın hastalıkların yayılmasını engelleyen en önemli faktör olduğunu belirtiyor. Mikroplarla iç içe yaşayan, kontrolsüz yiyecekleri tüketen, kanalizasyonların yollara aktığı gecekondu mahallelerinde yaşan insanların salgın hastalıklarla karşılaşmamasının en büyük sebebi, sarımsak olarak gösteriliyor. Yalnızca mikrobik hastalıklardan insanları koruyan sarımsak, Avrupa'da en önemli ölüm sebebi olarak bilinen kanser ve damar hastalıklarına karşı da insanları koruyor. Bugün dünyada en fazla sarımsak yenen ülke olan Bulgaristan'da kanser ve damar sertliğinden ölenleri sayısı, Avrupa'ya nazaran 6-7 misli düşük. Ayrıca İsveçli çocuklar, çocuk felcine karşı da koruduğu anlaşılan sarımsağı yiyerek okula gidiyorlar.

 

SARIMSAĞIN FAYDALARI

Uzmanların tespitlerine göre, sarımsağın insan sağlığı açısından en önemli faydaları şöyle: Ölümlere sebep olan atardamar kireçlenmesine iyi geliyor. Yara ve çıbanları iyileştiriyor. Krampları yok ediyor. Akciğeri, karaciğeri, safra kesesini ve kalbi kuvvetlendiriyor. Bağırsak kurtlarını ve diğer parazitleri öldürüyor. Mide ve bağırsakları dezenfekte ediyor. Zararlı bakterileri yok ediyor. İştahı açıyor. Nezleyi yok ediyor. Nefes borusu rahatsızlıklarına, bronşite çok iyi geliyor. Veremlilere sarımsak yemeleri tavsiye ediliyor. Tansiyonu düşürüyor. Ateşi düşürüyor. Bağırsak gazlarını ortadan kaldırıyor. Grip mikrobunu öldürerek vücudu bu hastalığa karşı koruyor. İdrar yollarında taş oluşumunu engelliyor. Kalp adalelerini güçlendiriyor. Kalbi besleyen kroner damarları genişletiyor. Cinsel gücü arttırıyor. İdrar söktürüyor. Vücudu sivrisinek ve haşerelerden koruyor. Safra salgısının salınımını arttırıyor. Kabızlığı önlüyor. Saç dökülmesini yavaşlatıyor. Sesi güzelleştiriyor.

 

 

Ahmet İslamoğlu

SSK'lı hamilelere ilaç bedava; ama bilen yok


SSK, hamilelikle ilgili ilaçlardan katkı payı almıyor. Ancak çoğu eczane bu uygulamadan habersiz olduğu için hastalar gereksiz yere ücret ödüyor.

 

SSK'lılar hamilelikle ilgili ilaçlarını katkı payı ödemeden alabiliyor. Eczacılar, halkın bu uygulamadan habersiz olduğunu söylüyor.

İddialara göre, bazı SSK yöneticileri bile uygulamayı bilmiyor. Konunun yalnızca SSK'ya özgü olduğunu hatırlatan İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, şu uyarılarda bulunuyor: "Eczaneler SSK sistemine 'hamilelik' ya da 'analık' koduyla girdiğinde hastalıkla ilgili ilaçlardan katılım payı alınmaz. Bu uygulamadan faydalanılabilmesi için reçetede 'hamilelik' veya 'gebelik' ibaresinin bulunması şart."

 

Sayılkan'ın verdiği bilgiye göre SSK'ya özgü başka uygulamalar da var. Örneğin 'işyeri hekimliği' diye bir oluşum SSK dışında hiçbir kurumda yok. Sadece SSK, işyeri hekimlerinin yazdığı reçeteleri ödüyor. SSK'daki hamilelik uygulaması diğer kurumlardan farklı. Bu yüzden sıkıntı ortaya çıkıyor. Eczacılar bedava ilaç uygulamasını atlayabiliyor.

 

İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, gebelik teşhisi konan SSK'lı hastaların eczacıları uyarmasını istedi. Sayılkan, "Eczacılar bu durumda hastayı bilgilendirmeli. Sistemde özel bir bölüm var. Hamilelikle ilgili ilaçlar için oraya girmek gerekiyor. MR, tomografi gibi çekimlerde kullanılan ilaçlarda da benzer uygulama var. Tüm sosyal güvenlik kurumları bu ilaçlardan sıfır katkı payı alıyor." diye konuştu.

 

İzmir Konak'taki Aktuğ Ezcanesi'nin sahibi Tuğba Toker de böyle bir uygulama olduğunu doğruluyor. Hamile hastalardan yüzde 20 oranında katılım payı almadıklarını belirten Toker, ancak konunun bütün eczacılar tarafından aynı titizlikle uygulanmadığını söylüyor. Toker, "Hem vatandaştan para alıp hem de devletten kesinti yapılmamış gibi para almak mümkün. Bu bir vicdan meselesi." dedi. Hamile SSK mensubu veya eşlerine sıfır katkı paylı ilaç ödemesi, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 43'üncü maddesine göre yapılıyor. Bu maddede şu ifadeler yer alıyor: Sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısının analığı halinde, aşağıda yazılı yardımlar sağlanır: Gebelik muayenesinin yaptırılması ve gerekli sağlık yardımlarının sağlanması Doğumda gerekli sağlık yardımlarının sağlanması Sigortalı; kadının doğumdan önce ve sonra işinden kaldığı günler için ödenek verilmesi...

 

İnci Sarıoğlu isimli vatandaş, bu durumu hamileliğnin son döneminde öğrendiğini anlatırken, Süheyla Yıldız da şunları dile getirdi: "Gittiğim eczanede eczacı para almayınca şaşırdım. Daha sonra gittiğim başka bir eczane yüzde 20 katkı payı istedi. Küçük bir katkı ama insanlarımızın faydalanması gerekir."

 Ahmet islamoğlu

Yemek Yeme Adabı

Yiyecek ve içeceklerin helal olması lazımdır.
Yemekten önce ve sonra eller yıkanmalıdır.
Yemeğe besmele ile başlanmalı ve yemeği bitirince de elhamdülillah denmelidir.
Yemek kendi önünde ve sağ elle yenmelidir.
Lokma küçük alınmalı ve iyice çiğnenmelidir.
Lokma ağızda iken konuşulmamalıdır.
Bir lokma yutulmadıkça diğeri alınmamalıdır.
Yemeği soğutmak için yemeğin içine üflenmemelidir.
Su içerken, bardağın içine nefes verilmemelidir.
Başkalarını tiksindirecek söz ve davranışlardan kaçınmalıdır.
Yemek israfı edilmemeli, yenilebilecek kadar yemeği tabağa koymalı ve onu bitirmelidir.
Toplu
yemek yenirken, herkes yemeği bitirmeden sofradan kalkılmamalıdır.
Yemeğe önce büyükler başlamalıdır.
Sokaklarda
yemek yenmemelidir.

Yemek yeme eylemi, insanların en önemli gereksinmelerinden olup beslenme ve hayatın devamı amacıyla gerçekleştirilmesi zorunlu bir eylemdir.

İlk çağlarda insanların çiğ yiyeceklerle beslendikleri zamanlarda yemek yeme eylemi çoğu zaman yardımcı araç ? gereç ve mekanlar gerektirmeden gerçekleşmekteydi. Daha sonraları aile yaşantısının gelişmesi yönünde aile bağlarının ortaya çıkması nedeniyle belirli bir gelişim göstermiş ve ateşin de bulunmasıyla pişirerek yeme alışkanlığı toplu halde yemek yeme eylemini ortaya çıkarmıştır. Bu sosyal gelişim sonucunda, insanların doğal gereksinmeleri yanında çalışma saatlerine de bağlı olarak belirli sürelerde giderilmeye başlanmıştır. Bu gelişme yemek yeme eylemini toplu bir eylem haline getirmiş ve aile bireyleri bu etkinliği belirli saatlerde toplu halde gerçekleştirme alışkanlığını elde etmişlerdir. Genellikle bu eylem bir günde sabah, öğle ve akşam olmak üzere 3 kez gerçekleştirilmektedir.

Kontta
yemek yeme eylemi için yemek hazırlama alanını genişletme ve aynı zamanda ev işlerini kolaylaştırma işlemi, konut içinde aynı bir yemek yeme alanı düzenlenmesini gerektirmiştir. Bu gereksinimin eşlerin her ikisinin de çalışması nedeniyle daha da önem kazanarak günümüzde de biçimlenerek gelişimini sürdürmektedir. Ailenin bir araya geldiği aynı zamanda sosyal ilişkilerin gerçekleştirildiği mekan ve alanların biri de konutun yemek yeme alanıdır. Bu bölüm yemek yeme eylemlerinin yanı sıra bireylerin çeşitli iş, günlük konuşma, ilgi alanlarına göre boş vakitlerini değerlendirme uğraşları için kullandıkları bir yerdir. Ayrı bir çocuk odası olmadığı zamanlarda büyüklüğüne bağlı olarak oyun alanı olarak da kullanılabilir.

Tek aile evlerinden genellikle geniş alanların varlığı aile bireylerinin bireysel uğraşlarını da gerçekleştirmesine olanak vermektedir. Ancak çok katı sosyal konutlarda alan darlığı yüzünden
yemek yeme alanı yemek yeme dışında diğer gereksinmelerinin de karşılandığı bir yerdir. Bu amaçla kullanılması özellikle yaşama mekanlarından kopmamasına sağladığı için genellikle yaşama mekanı içinde olması istenmektedir.

 

Ahmet İslamoğlu

Evlilik meme kanseri riskini azaltıyor

 

Evlenmenin ve çocuk yapmanın, çocuğu emzirmenin meme kanserinde koruyucu rolü bulunuyor.

 

Samsun Meme Derneği Başkanı Prof. Dr. Necati Özen, her 8 ila 12 kadından birinde meme kanseri riskinin görüldüğünü belirterek, “Evlenmenin ve çocuk yapmanın, çocuğu emzirmenin meme kanserinde koruyucu rolü var. Evlenmek meme kanseri riskini azaltıyor” dedi.

Samsun Meme Derneği ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlediği '1'inci Karadeniz Meme Günleri’ toplantısı bugün Büyük Samsun Oteli’nde başladı. 2 gün sürecek taplantıya Türkiye’nin bu konuyla ilgilenen 20 merkezinden 63 konuşmacı ve yaklaşık 300 kişi katıldı.

Meme kanserinin risk faktörleri, tanısındaki yenilikler ve güncel tedavilerinin değerlendirildiği toplantıda konuşan Samsun Meme Derneği Başkanı ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Özen, kadın olmanın meme kanseri riskinin görülmesinde birinci faktör olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Meme dokusunun aktif ve erkeklere göre bol miktarda olması bunun dışında erken adet görme ve geç menopoza girme meme kanseri riskini artırıyor. Ailede meme kanserli bireylerin olması ve bu kişilere yakınlık derecesi de meme kanseri riskini artırıyor.”

'İki kadeh alkol riski artırıyor'

Prof. Dr. Necati Özen, günde iki kadehten fazla alkol tüketiminin de meme kanseri riskini artırdığına dikkat çekerek, “Bu konuda istatistik çalışmaları var. Her gün iki kadehten fazla alkol tüketen kadınlarda daha az veya hiç tüketmeyen kadınlara göre kanser riski yüksek” diye konuştu.

Meme kanseri nedeniyle ameliyat ya da tedavi olmuş hastaların diğer memesinde de yine kanser açısından riskli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Necati Özen, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunları çevre faktörleri gibi bir takım etkenlerle artırmak mümkün. Meme kanseri çağımızın hastalığı. Bu kadar büyük riski olan hastalığın öldürücü boyuttan çıkarılarak tanınıp tedavi edilmesi tek amacımız. Kendi kendini muayene çok önemli.

Kanserin 45 yaş üzerindeki kadınlarda görülme riski de yüksek. Bu nedenle 45 yaşından sonra kadınlarımıza düzenli olarak yılda bir kez mamografi çektirmelerini tavsiye ediyoruz. Bir kadında meme kanserinin bir hücrden bir santimetre çapa ulaşması için 3 ila 5 yıl geçmesi gerekiyor. Bu bir santimetrelik çap dönemi de 45 yaşından sonra karşımıza çıkıyor.”

'Erkeklerde de meme kanseri görülüyor’

Türkiye’de meme kanseri riski açısından dünya haritasına bakıldığında orta riske sahip konumda olduğunu belirten Prof. Dr. Necati Özen, İskandinav ülkelerinde daha sık görülen bir hastalık olduğunu, bunun da çevresel ve genetik faktörler ile beslenme alışkanlıklarından kaynaklandığını vurguladı.

Erkeklerde de meme kanserinin görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Özen, erkeklerdeki meme dokusunun az olduğu için tanısının da erken konabileceğini söyledi. Prof. Dr. Özen, erkeklerin ayda bir kez duş alırken vücutlarını kontrol etmeleri gerektiğini kaydetti. Her 100 kadın meme kanserine karşı bir erkekte bu hastalığın görüldüğünü belirten Prof. Dr. Özen, Türkiye’de meme kanserinin daha sık görüldüğü bölgeler açısından sağlıklı bir haritanın olmadığını da sözlerine ekledi.

Nane çayı tüyleri azaltıyor

Nane çayı tüyleri azaltıyor

 

Guardian gazetesi, Türk bilim adamı Mehmet Tamer’in yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına göre günde iki bardak nane çayı içmenin, kadınlarda hormon seviyesini düşürerek istenmeyen tüylerle mücadeleye yardımcı olduğunu yazdı.

 

İngiliz Guardian gazetesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Endokrinolojisti Mehmet Tamer’in son araştırmasına yer verdi. Gazetenin bilim muhabiri Ian Sample imzasıyla yayınlanan haberde, ard arda beş gün boyunca nane yaprağı çayı içen kadınlarda yüz, karın ve göğüs bölgelerinde koyu renkle tüylerin oluşmasına neden olan hirsutizm’i tetiklediğine inanılan hormonların azaldığı kaydedildi.

 

Söz konusu düzensizliğin Polikistik Yumurtalık Sendromu’yla ilişkili olduğu belirtilen haberde, bu durumun, doğum yapabilme çağına gelen bayanların yüzde 5 ila 10’unu etkilediği ifade edildi.

 

Türk bilim adamının çalışmasının “Phytotherapy Research” dergisinde yayınlandığı kaydedilen haberde, çalışmada yaşları 18 ile 40 arasında değişen 21 kadının kullanıldığı ve bu kadınların 12’sinde Polikistik Yumurtalık Sendromu olduğu vurgulandı.

 

Haberde, çalışmanın sonuçlarında kan testlerinin, testesteron hormonunun yüzde 29 oranında azaldığını gösterdiği aktarıldı. Gazete, araştırmaya göre nanenin, mevcut tedavilere iyi bir alternatif olabileceğini yazdı. Haberde, Türk ekibin söz konusu araştırmayı yapmaya, uzun süre nane çayı içen kullanan erkeklerde libidonun azaldığı bilgileri üzerine yapmaya karar verdiği de kaydedildi.

Varis varsa çaresi de var

Varis varsa çaresi de var  

 

Varis, toplardamar sisteminde ortaya çıkan yetmezliğe bağlı olarak, kan dolaşımının yavaşlaması, yüzeysel kan damarlarının genişleyip deforme olması sonucunda oluşur. 

  

Varis, anne adaylarında oldukça sık görülür. Ama üzülmeyin tedavisi mümkün.

“Bacağımdaki kramplardan dolayı gece doğru dürüst uyuyamadım, sabahları yataktan çok yorgun kalıyorum, umarım bugün de geçen günkü gibi ayaklarım şişmez ve ağrımaz, bacaklarımda bazen kaşıntı ve sıcaklık hissediyorum, annem de hep bacaklarındaki damarlardan yakınıyordu. Sanırım ben de anneme çektim”... Evet, tüm bu yakınmalar geçmişi insanlık tarihi kadar eski olan varisi çağrıştırıyor. Varisin tarihte ilk kez tanımlanması M.Ö.1550 yıllarına rastlayan Ebers papirüslerinde yapılmıştır. Varislerde cerrahi tedavi eski Romalılar döneminde 1860 yılında Pravaz tarafından uygulanmaya başlamıştır. Varis artık günümüzde ise 1980'li yıllardan itibaren lazerle tedavi edilmeye başlanmıştır. Peki, varis nedir, kimlerde görülür, tehlikeli midir, nasıl tedavi edilir? Tüm bu soruların yanıtlarını Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Kemal Çalık verdi:

Varis nedir ?

 

Vücuttaki kirli kanı taşıyan toplar damarların içindeki kanın yerçekimini yenerek kalbe dönebilmesine yardımcı olan ven kapakçıklarının yetersizliği, ven duvarlarının zayıflığı ve doğuştan damar hastalıkları varisin yapısal nedenlerinin temelini oluşturur.

 

Kimlerde görülür ve oluşumundaki etkenler nedir?

 

Toplumda yaş gruplarına göre % 4,5-% 55 sıklıkta görülen varisin, Türkiye'de etkilediği düşünülen kişi sayısı yaklaşık 10 milyondur. Kadınların bu hastalığa yakalanma ihtimali erkeklere oranla 3-4 kat daha fazladır. Buna kadınların gebelik durumları da eklenince oran 2-3 kat daha artmaktadır. Bunu şu şekilde de açıklamak mümkün; çevremizdeki her beş kişiden biri varislidir.

 

a) Ailesel geçiş - Genetik miras en önemli faktörlerin başında gelir.

 

b) Mesleki - sürekli ayakta durmayı ve/veya sürekli oturmayı gerektiren meslek gurupları.

 

c) Hamilelik ve/veya doğum kontrol hapı kullanımı.

 

d) Şişmanlık.

 

Hastaların doktora başvurma nedenleri nelerdir ?

 

Varislilerin birçoğu ya farkında olmadıkları için, veya çözümünün olmadığı kanaatinde olduklarından tedavi arayışı içinde değillerdir. En azından kozmetik/psikolojik veya diğer uçta ağrı, şişme, gece krampları, yorgunluk, yanma-kaşıntı, huzursuz ayak sendromu, ciltte renk değişikliği, kanama, bacakta ülserler gibi yaşam kalitesini etkileyen yakınmalarla gündelik yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar.

 

Tedavi yöntemleri nelerdir?

 

Varislerde tedavi yöntemleri varis tiplerine ve hasta özelliklerine göre dört guruba ayrılır.

 

Klasik Varis Operasyonu: İleri evre varislerde, kozmetik cerrahi yöntemlerle varisli damarların devre dışı bırakılmasıdır. Hasta ameliyat olduğu gün evine gidebilir ve normal yaşantısına 3-4 günde dönebilir.

 

Ambulatuar Flebektomi: Orta, büyük varis pakelerinin (düğümlerinin) lokal anestezi ile 3-5mm açıklıktan çıkartılması yöntemi olup, hasta 2-3 saat içinde taburcu olabilir.

 

Skleroterapi: Spider ven (örümcek ağını andıran varislerde), telenjiektazi gibi ince ve orta kalınlıktaki varislerde, sklerozan (damar kurutucu) ilaçların çok ince iğnelerle damar içine verilerek varislerin kurutulması yöntemidir.

 

Lazer Terapi: Ekzo-Lazer (Yüzeysel Lazer): Küçük orta boy yüzeysel varislerde (kozmetik ve semptomatik amaçlı) hasta memnuniyeti sağlayacak güvenli ve etkin bir tedavi yöntemidir.

 

 

Tedavinizi ihmal etmeyin

 

Varisler tedavi edilmezse ne gibi sorunlara yol açarlar?

 

Varislerin tedavi edilme gerekliliği tedavi edilmemiş varislerin neden olabileceği sorunlar bilindiği zaman önem kazanır. Sonuçta bacaklarda görülen hafif mor damarlar hastaya pek estetik kaygı vermese de bunların tedavi edilmemesi sonucu bakın neler olur: Dolaşım bozukluğuna bağlı cilt hastalıkları, cilt altında kalınlaşma,cilt yaraları ve/veya varis kanamaları, yüzeysel trombofilebit, (Toplar damarda bir çeşit iltihabi tıkanıklık), estetik kaygılar sonucu oluşabilecek psikolojik rahatsızlıklar: Kendine güvensizlik, memnuniyetsizlik gibi.

 

 

Yapılan tetkikler ağrı vermiyor

 

Varis teşhisi nasıl konulur?

 

Varis teşhisi günümüzde kolaylaşmıştır. Varis hastalarında hastanın özgeçmişi, geçirdiği hastalıklar, ailesinde varisin mevcudiyeti, yakınmaları ve muayene bulguları tanıda önemli yer tutar. Muayene sırasında yapılacak Trendelenburg ve Perthes Testleri varisleşen damar sisteminin temel bölgelerini belirler. Muayene sonrası yapılan el dopleri tetkiki ve Renkli Duplex Ultrasonografi ile her hastaya özgün Varis Haritasının çıkartılması varisde % 99'lara varan teşhis olanağı sağlar. Bu tetkikler hasta konforunu bozmaz, ağrılı ve girişimsel yöntemler değildir.