Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Şifalı bitkiler , ürünler

2 tane "karımsınız" etiketli yazı bulundu "karımsınız" tagli diger ogeler resimler , videolar

Damar Sertliği; Tansiyonu düşür, riskten kurtul

 

Kalp krizi, inme gibi sonuçları olan damar sertliğinden korunmanın en önemli yollarından biri tansiyonu düşürmek. 14/9 üzeri tansiyon mutlaka tedavi edilmeli. Çünkü tansiyondaki her 20 mm civarındaki artış ölüm riskini 2 kat artırıyor.

 

Damar sertliğinden korunma yöntemleri neler?

Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Korunma yöntemleri 2'ye ayrılır. 1- Hastalık belirtisi ve bulgusu ortaya çıkmadan alınacak tedbirler (birincil korunma). 2- Hastalık belirtisi ve bulgusu ortaya çıktıktan sonra kullanılan önlemler (ikincil korunma). Hastalık belirtisiyle bulgusu birbirinden farklı şeyler. Damar sertliğinin belirtileri şunlar: Kalbe bağlı göğüs ağrısı (anjina), kalp krizi, geçici veya kalıcı inme, tedavisi zor yüksek tansiyon, kan tahlili ile tespit edilebilecek erken böbrek yetmezliği, bacaklarda ağrı, yara veya kangren. Henüz hastalık belirtisi görülmeden tarama sonucu ortaya çıkan bulgular ise şöyle sıralanabilir:

 

Damar ultrasonunun gösterdiği erken değişiklikler, EKG bulguları, özel tip tomografi ile kalp damarlarında görünen kireçlenme veya ayak kan basıncının normale göre düşük olması.

 

Hastalığa yakalanmamak  için ne yapmamız gerekiyor?

Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Sigara içmemek, egzersiz yapmak, fazla kiloları vermek ve Akdeniz tipi diyetle beslenmek hastalığı önler. Hareketlilik hem damar sertliğinden korur, hem de yakalananlarda hastalığın ilerlemesini yavaşlatır. Yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve kolesterolün erken tanı ve tedavisi korunma açısından çok önemlidir.

 

Ayrıca bu önlemler hastalığın belirtileri ortaya çıkanlarda da son derece önemli. Genetik yatkınlık olsa bile bu önlemler ya hastalığın çok geç çıkmasına ya da çıksa bile daha iyi seyretmesine yardımcı olur.

 

Yüksek tansiyon hakkında neler söyleyeceksiniz?

Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Kalpten pompalanan kanın organlara ulaşması için kan basıncının yeterli seviyede olması gerekir. Fakat kan basıncı gereğinden fazla olursa bu sefer kalbin işi artar. Çünkü kalp yüksek olan basıncı yenip kanı iletebilmek için daha fazla kuvvetle çalışmak zorunda kalır. Uzun zaman sonra da kalp yorularak yetmezliğe girebilir ve kanı artık yeterli şekilde pompalayamaz.

 

Yüksek basınç ayrıca çevredeki dokulara da direkt zarar verir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, yüksek tansiyonun, kalp damarları hastalığı ve inmenin ortaya çıkmasında kesin etkili olduğunu gösteriyor. Buna göre kan basıncındaki her 20 mm civarındaki artış, kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümleri iki kat artırıyor. Demek ki kan basıncı 14'ten 16'ya çıkarsa ölüm riski 2 kat fazlalaşıyor.

 

14/9 üzeri tansiyon mutlaka tedavi gerektirir. Yüksek tansiyon tanısı için farklı aralıklarla birden fazla ölçüm yapılması şart. Diyetle alınan tuz (sodyum) kan basıncını etkiler.

 

Aşırı sodyum alımı, vücutta su birikimine ve tansiyonun yükselmesine neden olur. Bu konu tartışmalı olmasına rağmen halen birçok ülkede sağlık kuruluşları günlük tuz alımının kısıtlanmasını öneriyor. Tuz kısıtlamasıyla beraber sebze ve meyve tüketiminin artırılması ve yağ miktarının azaltılması gerekiyor. Diyetle tansiyonun olması gereken seviyelere getirilmediği hastalarda mutlaka ilaç tedavisine geçilmeli. Aksi taktirde yüksek tansiyon hem pıhtı hem de kanama sonucu oluşabilecek inmeye neden olur.

 

Sigarayı hemen bırakmak mı lazım?

Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Sigaranın en fazla zarar verdiği sistem damarlardır, diyebiliriz. Sigara içilmesi tüm damar sertliği  tiplerini kötü şekilde etkiler. Fakat en büyük zararlı etkisini kalp ve beyin dışındaki çevre damarlar üzerinde gösterir. Sigara içmek yağ ve pıhtılaşma metabolizmasını kötü şekilde etkiler. Damar iç tabakasının fonksiyonunu bozar. Sigaranın bırakılması ile risk yaşlı hastalarda bile hızla düşmeye başlar. 1 yıl sonra bu risk yüzde 50'ye kadar düşer. 3 yıl sonra da damar sertliği riski  sigara içmemiş olanlarla aynı seviyeye iner. Dolayısıyla sigarayı hemen bırakmak lazım.

 

Akdeniz tipi diyet nedir?

Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Akdeniz diyeti yüksek oranlarda sebze, meyve, az miktarda et ve tavuk, rafine edilmemiş doğal tahıllar, bol balık, fındık, ceviz gibi sert kabuklu kuruyemişler, doymuş yağ oranı az olan bitkisel yağları içeriyor. Birçok bilimsel çalışma bu diyetin damar sertliğinden ölüm oranını  belirli bir şekilde azalttığını açıkça gösteriyor.

 

Şişmanlığa karşı önlem  almak da önemli mi?

Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Evet. Aşırı şişmanlık İngiltere'de son  20 yıl içinde 3 kat arttı. Bu ülkede kadınların yüzde 21'i ve erkelerin de yüzde 17'si  aşırı şişman. Bel çevresi kalınlığının  erkeklerde 102, kadınlarda 88 santimin

üzerine çıkması damar sertliği için risk faktörü.

 

Peki kolesterol kontrolü?

Doç. Dr. Sadettin Karacagil:

Kolesterol hücrelerin yaşamı için gerekli olan yağ benzeri bir madde. Kanda  taşınması için özel taşıyıcı maddelere ihtiyaç var. LDL kolesterol (kötü kolesterol) kanda en fazla oranda bulunan taşıyıcıdır. Kandaki seviyesi artınca damarın iç tabakasında birikmeye başlar ve darlıklara neden olur. Kandaki kolesterolün az bir kısmı HDL kolesterol (iyi kolesterol) tarafından taşınır. İyi kolesterolün kandaki seviyesinin düşük olması damar sertliği riskini arttırır. Sigara, yüksek kalorili beslenme, yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve hareketsizlik LDL seviyelerini artırır. Kandaki istenilen

kolesterol seviyeleri şöyle:

 

Total kolesterol 200 mg/dl'den düşük, LDL 100 mg/dl'den düşük ve HDL 40 mg/dl'den yüksek olmalı. Kolesterolü yüksek olanlarda, eğer damar sertliği yoksa, diyetle kolesterol seviyeleri düşürülebilir. Ama damar sertliği tespit

edilenlerde ne olursa olsun mutlaka ilaç tedavisi başlatılmalı ve ilaç hayat boyu kullanılmalı.

 

Mutlaka egzersiz yapmalı mı?

Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Haftada en az 5 defa, 30 dakikalık, orta tempolu yürüyüş gerekiyor. Araştırmalara göre, zayıf ama hareketsizlerin damar sertliğine yakalanma riski, aşırı kilolu ama hareketli olanlara göre daha fazla.

 

Hastalık belirtileri olanlarda hastalığın ilerlemesi nasıl durdurulur?

Doç. Dr. Sadettin Karacagil: Yukarıda bahsedilen önlemlerin dışında her  hastaya damarları koruyucu ilaç tedavisi

başlatılmalı. Bu tedavi, kanın pıhtılaşmasını engelleyen ilaçlar, kolesterol seviyesi normal  olsa da kolesterol düşürücü ilaçların birlikte kullanılmasını kapsıyor. Bu ikili tedavi hayat boyu kullanılmalı. Diğer risk faktörlerinden yüksek tansiyon, erken veya gelişmiş şeker hastalığı, yüksek kolesterol, yüksek homosistinin tedavi hedefleri yerine getirilmeli. Belirtileri olan hastalarda damarların tutulma yerleri, darlık dereceleri ve ne tip bulgu verdikleri girişimsel tedavi seçimini etkiler. Birçok hastada risk faktörlerinin kaldırılması ve koruyucu ilaç tedavisi yeterli olur.

 

Peki bunlar yeterli olmazsa?

Doç. Dr. Sadettin Karacagil:

Gerekli vakalarda ya balon yöntemleriyle ya da açık cerrahi ile tıkanan damar bölgelerinin tedavileri yapılır. Ameliyatın gerekli olup olmadığına karar vermek çok uzun yıllar damar cerrahi tecrübesi gerektirir. Önemle üzerinde durulması gereken nokta şu: Tecrübe vebilgi gereksiz, büyük ameliyatlara engel olur.

Yanlış diyetler hasta ediyor

 

Her bahar olduğu gibi, bu bahar da bir "yeni diyet" furyası ortalığı kasıp kavuruyor.

 

Aslında bu yenilerin de eskilerden hiçbir farkı yok. Tek fark var: İddialar bu yıl daha da uçuk: Bir haftada dört-beş, hatta yedi kiloyu vermeyi garanti edenler bile var. Eğer, bu "diyet mucitleri"nin söylediklerine inanırsanız, bir haftada yedi, on haftada 70 kilo verir, kendinizi bile ortadan kaldırabilirsiniz!

 

Bu yılın başka bir yeniliği ise uzun bir süre Güneybatı ve Güneydoğu Amerika kıyılarında gezinen diyet mucitlerinin, tası tarağı toplayıp Kuzey’e kaymaları, New York’a geçmeleri... Bu yılki diyet palavrasının adı "New York Diyeti". Florida kökenli "South Beach Diyeti" veya Kaliforniya kökenli "Sonoma Diyeti" çoktan "out" oldu.

 

Diyetler yeni ama içerikler, yanlışlar hiç değişmemiş. Bilinen taktikler aynen korunuyor:

 

Diyet listesini mümkün olduğu kadar düşük kalorili tutacaksın, mümkünse 800 kalorinin üzerine çıkmayacaksın (birinci yanlış)

 

Protein tüketimini mümkün olduğu kadar artırıp, hafif bir ketoz durumu yaratacaksın (ikinci ve en önemli günah)

 

Listeyi yaparken, zor bulunan, pahalı ve farklı besinler kullanacaksın. Domates, salatalık kulvarından çıkıp avokado, bluberry yoluna sapacaksın (üçüncü saçmalık)

 

Diyet listelerine destek olacak aktivite planlarını yaparken, her zaman, her yerde ve herkesin kolayca yapabileceği egzersizleri yok sayacak (yürüyüş, hafif koşular, yüzme); yeni, farklı, pahalı ve ulaşılması zor egzersiz aktiviteleri (aikido, tai-chi) öğreneceksin (dördüncü ayıp)

 

Bu listeleri ve aktiviteleri anlatan bir kitap ve/veya CD çıkarıp satacaksın (beşinci uyanıklık)

 

Bu alanlardan kazandığın paralarla da yetinmeyecek, içinde ne olduğu belirsiz bitkisel karışımlar bulunan içecekleri veya tabletleri, bu saçma sapan diyetlerin ayrılmaz bir parçası gibi satmaya çalışacaksın (altıncı ticari kural)

 

Diyet mucitlerinin sizi bekleyen başka numaraları da var: Yosun hapları, zayıflama tozları, detoks şurupları, yağ eritici iğneler, bedene yapıştırılınca zayıflatıveren filaster-patch’ler (yedinci, sekizinci, dokuzuncu ve onuncu günahlar)

 

HER BAHAR DİYETLE BAŞLAMASIN

Eğer kilo sorununuz olduğunu düşünüyorsanız (düşünmek yetmez, beden kitle indeksinizi ve bel çevrenizi ölçmek gerekir); bundan kurtulmak için baharın ilk günleri iyi bir başlangıçtır. Bedeninizi de doğa gibi kış uykusundan uyandırmak, ona yeniden sağlık ve form kazandırmak için bu aylar en uygun zamandır.

 

Bunu başarmak istiyorsanız; işe neyi, nerede, ne sıklıkta yanlış yaptığınızı sorgulayarak başlayın. Doğru ve samimi kararlar vermek, bu kararların arkasında durmayı becerebilmek, ama işi gereğinden çok abartıp kilolarla yapılan bir kavgaya çevirmemek gerek. Doğru bilgilerle, doğru ve sürekli desteklerle hareket etmelisiniz. Yoksa, her bahara diyetle başlayan bir "diyet bağımlısı"na dönüşebilirsiniz!

 

FAZLA KİLOLARIN DÖRT NEDENİ VAR

Fazla kilolu olmanın dört nedeni var: Aşırı kalori tüketmek, yeteri kadar hareket etmemek, yeme davranışlarını kontrol edememek (kontrolsüz gıda tüketmek) ve bedensel veya ruhsal bir sağlık sorunu nedeni ile vücuda yağ biriktirmek... Bazen de bu sebeplerden biri değil birkaçı, hatta hepsi birden sizi yağlanma sürecine sokabilir. Yapılması gereken şey, yanlışı veya yanlışları belirleyip, ortadan kaldırmaktır.

 

Tiroit bezi tembelliği nedeni ile veya kullandığı depresyon ilaçlarının yan etkisi sonucu kilo alan birine, tıbbi bir çözüm üretmek yerine onu sıkı bir diyetle günlerce aç bırakarak birkaç kilo verdirebilirsiniz. Ne var ki verdiği birkaç kiloyu, o dayanılması zor açlık kürlerini veya diyet kamplarını terk ettikten en geç birkaç hafta sonra fazlasıyla geri alacağından hiç kuşkunuz olmasın.

 

HIZLI KİLO KAYBI TEHLİKELİ

Bir kez daha hatırlatalım: Kilonuzu yönetmenizin çaresi asla "sadece diyet yapmak", saçma sapan kalori listelerini şuursuzca uygulamak değil. Doğru bir kilo yönetimi, hem fazla kalorileri törpülemeyi, hem tembellikten vazgeçmeyi, hem de (eğer varsa) yeme davranışı bozukluklarınızı düzeltip sağlık sorunlarınızı çözmekten geçiyor. Hiçbir bilimsel kilo yönetimi programı, ayda dört kilodan fazla kilo kaybını sağlıklı bulmuyor. Orta yaş ve sonrasında ise kilo kaybını ayda iki-üç kilo ile (morbid obezite sorunu haricinde) sınırlıyor.

 

Hızlı ve bilinçsiz kilo kaybının metabolizmanızı bozacağını, hormonal dengenizi sarsacağını, kemiklerinizi zayıflatıp saçlarınızı azaltacağını, damarlarınızı kolesterol kırıntıları ile dolduracağını ve sizi mutsuz, ümitsiz ve hırçın bir "müzmin diyetçi" yapacağını aklınızdan çıkarmayın.

 

Antidepresanları bırakırken dikkat edin

Uzun süredir antidepresan alıyorsanız, ilacınızı aniden kestiğinizde "anti-depresan bırakma sendromu" olarak bilinen bir tıbbi durumla karşılaşabilirsiniz. Bu durum kendini üzüntü hali, sinirlilik, baş ağrıları, yorgunluk, bulantı, kusma ve hatta ishal şeklinde gösterebilir. Bu nedenle doktorunuza danışmadan antidepresan kullanımını kesmemeniz gerekir. Doktorunuz, ilacınızı muhtemelen yavaş yavaş azaltarak kesecek, bu da beyninizin ilacın yokluğuna alışmasına yardım edecektir. Dr. Ece HATTAT

 

Besin seçimi neden önemli

Yaşamı tehdit eden en yaygın altı hastalık (kalp hastalıkları, kanser, felç, diyabet, kronik karaciğer hastalıkları ve siroz, aterosklerozis), insanların yiyip içtiklerinden etkilenir. Her ne kadar diğer faktörler (öncelikle genetik oluşum) hastalık riskinizi belirlese de sağlıklı bir diyet, bir hastalık gerçekleşmeden genetik eğilimi önleyebilir veya geciktirebilir. Daha sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmek için, daha az kalori tüketmeli, daha az yemelidir. Ne kadar çok kalori tüketirseniz, ömrünüz o kadar kısalır.

 

Bahar buluşmalarına son

Geçen sene bu zamanlarda bir diyet programına başlamıştım. 4 ayda 8 kilo verdim. Ancak kış döneminde 6 kiloyu geri aldım, şu anda 85 kiloyum, yaşım 43... Bu sene artık tamamen bu işi halletmek istiyorum. Yeni bir program için nelere dikkat etmeliyim?

 

Zayıflama programlarının hemen hepsi işe yarayabilir. Yeter ki günlük yakacağınız kalori miktarını artırıp, aldığınız kalorileri azaltın ve ihtiyacınız olan motivasyonu sağlayabilen bir program benimseyin. Güvenli ve başarılı zayıflama programını seçerken bazı noktalara özellikle dikkat etmeniz gerekiyor.

 

Diyetiniz güvenli olmalı: Temel besin öğelerini (vitamin, mineral, protein, karbonhidrat ve yağ gibi) günlük önerilen dozlarda (RDA) mutlaka içermeli. Zayıflama diyetinde temel besinlerde değil, yalnızca kalori (enerji) miktarında azaltmaya gidilmeli...

 

Doktor kontrolleriniz yapıldı mı?: Diyet aslında beslenme alışkanlıklarınızın tedavi edilmesidir. Bunun yanı sıra kötü alışkanlıklarınızın vücudunuza verdiği hasarların belirlenmesi için diyete başlamadan önce doktor kontrolünü unutmayın!

 

Kaybettiklerinize dikkat: Yeterli ve dengeli bir beslenme planı ile uygun görülen kalori kısıtlamaları büyük oranda yağ kaybını sağlar. İlk haftalarda beklentileriniz yüksek olduğu için su kayıplarına aldanmayın. Haftada 3-4 kilo vermek mucize olsa gerek.

 

"Egzersiz şart" diyen programa güvenin: Sizi "yo-yo" diyetlerinden kurtaracak en önemli unsur, diyetle beraber yürüteceğiniz egzersiz programıdır. Başladığınız programda egzersiz danışmanı varlığını araştırın.