Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Şifalı bitkiler , ürünler

3 tane "kul" etiketli yazı bulundu "kul" tagli diger ogeler resimler , videolar

Çocuklarda Çinko Eksikliği

Çinko eksikliği, çocukta iştahsızlık,ishal ve kilo kaybına yol açıyor.

Çinko eksikliğinin çocuklarda iştahsızlık, ishal ve kilo kaybına neden olduğu bildirildi.
Konuya ilişkin bilgi veren Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Kılınç, çinkonun, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, davranış ve öğrenme performansının artması ve çocuklarda büyüme ve gelişim için çok önemli olduğunu vurguladı.

Türkiye'de toprakların çinko açısından fakir olmasının ve dengesiz beslenmenin çinko eksikliğine sebebiyet verebildiğini ve çinko eksikliğinin demirden sonra en sık görülen mineral eksikliği olduğunu ifade eden Kılınç, şöyle konuştu:

"Çinko en çok çocukluk çağında ihtiyaç duyulan bir mineral. Çinko eksikliği, özellikle bağışıklık sistemini, bağırsakları ve cildi etkiliyor. Bu eksiklik çocuklarda iştahsızlık, ishal ve kilo kaybına neden oluyor. Bağışıklık sistemi etkilenen çocuklar sık sık enfeksiyon geçiriyor. Çinko eksikliği olan çocukların hastalıklara yakalanma riski artıyor. Bu çocuklarda ayrıca büyüme geriliği de görülebiliyor."

Ek Besinlere Geçiş Döneminde Dengeli Beslenme Gerekli
Kılınç, bebeklerde çinko eksikliğinin özellikle ek besinlere geçiş döneminde gözlendiğini, bu dönemde sütten ek besinlere geçişte geç kalınması ya da çocuğa tek çeşit ek besin verilmesinin olumsuz sonuçlar doğurabildiğini ifade etti.

Kılınç, "Çinko eksikliğinin önüne geçmek için çocukların, özellikle ek besinlere geçiş döneminde dengeli beslenmesi gerekir" dedi.

Kılınç, ailelerin ek besinlere geçiş dönemi ve hangi ek besinleri hangi oranda bebeğine vermesi gerektiği konusunda bir doktora başvurabileceğini belirterek, çinko eksikliği bulunan kişilere dengeli beslenme önerisinde bulunduklarını ve çinko içeren hap ve damla verdiklerini ifade etti.

Kılınç, ergenlik döneminde diyet yapan gençlerde de çinko eksikliği görüldüğünü ve diyet yapanların da bu konuda dikkatli olması ve bir uzmandan destek istemesi gerektiğini kaydetti.

SSK'lı hamilelere ilaç bedava; ama bilen yok


SSK, hamilelikle ilgili ilaçlardan katkı payı almıyor. Ancak çoğu eczane bu uygulamadan habersiz olduğu için hastalar gereksiz yere ücret ödüyor.

 

SSK'lılar hamilelikle ilgili ilaçlarını katkı payı ödemeden alabiliyor. Eczacılar, halkın bu uygulamadan habersiz olduğunu söylüyor.

İddialara göre, bazı SSK yöneticileri bile uygulamayı bilmiyor. Konunun yalnızca SSK'ya özgü olduğunu hatırlatan İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, şu uyarılarda bulunuyor: "Eczaneler SSK sistemine 'hamilelik' ya da 'analık' koduyla girdiğinde hastalıkla ilgili ilaçlardan katılım payı alınmaz. Bu uygulamadan faydalanılabilmesi için reçetede 'hamilelik' veya 'gebelik' ibaresinin bulunması şart."

 

Sayılkan'ın verdiği bilgiye göre SSK'ya özgü başka uygulamalar da var. Örneğin 'işyeri hekimliği' diye bir oluşum SSK dışında hiçbir kurumda yok. Sadece SSK, işyeri hekimlerinin yazdığı reçeteleri ödüyor. SSK'daki hamilelik uygulaması diğer kurumlardan farklı. Bu yüzden sıkıntı ortaya çıkıyor. Eczacılar bedava ilaç uygulamasını atlayabiliyor.

 

İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, gebelik teşhisi konan SSK'lı hastaların eczacıları uyarmasını istedi. Sayılkan, "Eczacılar bu durumda hastayı bilgilendirmeli. Sistemde özel bir bölüm var. Hamilelikle ilgili ilaçlar için oraya girmek gerekiyor. MR, tomografi gibi çekimlerde kullanılan ilaçlarda da benzer uygulama var. Tüm sosyal güvenlik kurumları bu ilaçlardan sıfır katkı payı alıyor." diye konuştu.

 

İzmir Konak'taki Aktuğ Ezcanesi'nin sahibi Tuğba Toker de böyle bir uygulama olduğunu doğruluyor. Hamile hastalardan yüzde 20 oranında katılım payı almadıklarını belirten Toker, ancak konunun bütün eczacılar tarafından aynı titizlikle uygulanmadığını söylüyor. Toker, "Hem vatandaştan para alıp hem de devletten kesinti yapılmamış gibi para almak mümkün. Bu bir vicdan meselesi." dedi. Hamile SSK mensubu veya eşlerine sıfır katkı paylı ilaç ödemesi, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 43'üncü maddesine göre yapılıyor. Bu maddede şu ifadeler yer alıyor: Sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısının analığı halinde, aşağıda yazılı yardımlar sağlanır: Gebelik muayenesinin yaptırılması ve gerekli sağlık yardımlarının sağlanması Doğumda gerekli sağlık yardımlarının sağlanması Sigortalı; kadının doğumdan önce ve sonra işinden kaldığı günler için ödenek verilmesi...

 

İnci Sarıoğlu isimli vatandaş, bu durumu hamileliğnin son döneminde öğrendiğini anlatırken, Süheyla Yıldız da şunları dile getirdi: "Gittiğim eczanede eczacı para almayınca şaşırdım. Daha sonra gittiğim başka bir eczane yüzde 20 katkı payı istedi. Küçük bir katkı ama insanlarımızın faydalanması gerekir."

 Ahmet islamoğlu

Yemek Yeme Adabı

Yiyecek ve içeceklerin helal olması lazımdır.
Yemekten önce ve sonra eller yıkanmalıdır.
Yemeğe besmele ile başlanmalı ve yemeği bitirince de elhamdülillah denmelidir.
Yemek kendi önünde ve sağ elle yenmelidir.
Lokma küçük alınmalı ve iyice çiğnenmelidir.
Lokma ağızda iken konuşulmamalıdır.
Bir lokma yutulmadıkça diğeri alınmamalıdır.
Yemeği soğutmak için yemeğin içine üflenmemelidir.
Su içerken, bardağın içine nefes verilmemelidir.
Başkalarını tiksindirecek söz ve davranışlardan kaçınmalıdır.
Yemek israfı edilmemeli, yenilebilecek kadar yemeği tabağa koymalı ve onu bitirmelidir.
Toplu
yemek yenirken, herkes yemeği bitirmeden sofradan kalkılmamalıdır.
Yemeğe önce büyükler başlamalıdır.
Sokaklarda
yemek yenmemelidir.

Yemek yeme eylemi, insanların en önemli gereksinmelerinden olup beslenme ve hayatın devamı amacıyla gerçekleştirilmesi zorunlu bir eylemdir.

İlk çağlarda insanların çiğ yiyeceklerle beslendikleri zamanlarda yemek yeme eylemi çoğu zaman yardımcı araç ? gereç ve mekanlar gerektirmeden gerçekleşmekteydi. Daha sonraları aile yaşantısının gelişmesi yönünde aile bağlarının ortaya çıkması nedeniyle belirli bir gelişim göstermiş ve ateşin de bulunmasıyla pişirerek yeme alışkanlığı toplu halde yemek yeme eylemini ortaya çıkarmıştır. Bu sosyal gelişim sonucunda, insanların doğal gereksinmeleri yanında çalışma saatlerine de bağlı olarak belirli sürelerde giderilmeye başlanmıştır. Bu gelişme yemek yeme eylemini toplu bir eylem haline getirmiş ve aile bireyleri bu etkinliği belirli saatlerde toplu halde gerçekleştirme alışkanlığını elde etmişlerdir. Genellikle bu eylem bir günde sabah, öğle ve akşam olmak üzere 3 kez gerçekleştirilmektedir.

Kontta
yemek yeme eylemi için yemek hazırlama alanını genişletme ve aynı zamanda ev işlerini kolaylaştırma işlemi, konut içinde aynı bir yemek yeme alanı düzenlenmesini gerektirmiştir. Bu gereksinimin eşlerin her ikisinin de çalışması nedeniyle daha da önem kazanarak günümüzde de biçimlenerek gelişimini sürdürmektedir. Ailenin bir araya geldiği aynı zamanda sosyal ilişkilerin gerçekleştirildiği mekan ve alanların biri de konutun yemek yeme alanıdır. Bu bölüm yemek yeme eylemlerinin yanı sıra bireylerin çeşitli iş, günlük konuşma, ilgi alanlarına göre boş vakitlerini değerlendirme uğraşları için kullandıkları bir yerdir. Ayrı bir çocuk odası olmadığı zamanlarda büyüklüğüne bağlı olarak oyun alanı olarak da kullanılabilir.

Tek aile evlerinden genellikle geniş alanların varlığı aile bireylerinin bireysel uğraşlarını da gerçekleştirmesine olanak vermektedir. Ancak çok katı sosyal konutlarda alan darlığı yüzünden
yemek yeme alanı yemek yeme dışında diğer gereksinmelerinin de karşılandığı bir yerdir. Bu amaçla kullanılması özellikle yaşama mekanlarından kopmamasına sağladığı için genellikle yaşama mekanı içinde olması istenmektedir.

 

Ahmet İslamoğlu