Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Şifalı bitkiler , ürünler

5 tane "sedef" etiketli yazı bulundu "sedef" tagli diger ogeler resimler , videolar

Zeytinyağının mucize yararları

Zeytinyağının mucize yararları  

 

 Akdeniz mutfağının vazgeçilmezi, tam bir antioksidan deposu olan zeytinyağının yararları saymakla bitmiyor. İşte zeytinyağının sağlıklı ilan edilmesinin 5 nedeni:

 

* Kanser riskini azaltır:

İçerdiği 'polyphenols', bitkisel antioksidan ile hücreleri kanserden korur. Tekil doymamış yağ oranı kansere karşı etkilidir.

 

* Kalbi korur:

Kalbiniz için zeytinyağından daha iyi hiçbir şey yoktur. İyi kolesterolü yükseltir (HDL), kötü kolesterolü (LDL) düşürür, kandaki yağ oranını dengeler, itihabı ve diğer kalp hastalıklarına neden olan sağlık sorunlarını önler.

 

* Kan basıncını düşürür:

İçerdiği etkili antioksidanlar damarları güçlendirir ve genişletir.

 

* Kilo vermenizi sağlar:

Kendine has lezzeti ve doymuş yağ oranının düşük olması kilo vermeye yardımcıdır.

 

* Baş ağrısını azaltır:

Eğildiğinizde başınıza doğru saplanan bir ağrınız varsa; salata ve sebzelere düzenli ekleyeceğiniz zeytinyağı sayesinde hem bu ağrıdan hem de mide sorunlarından kurtulabilirsiniz.

EVLİLİKTE CİNSELLİK

EVLİLİKTE CİNSELLİK

 

Cinsel ilişki hakkında neler biliyorsunuz? Bu konuda bir doktorla ya da büyüklerinizle konuştunuz mu? Belki hala cinselliğin tabu olduğunu düşünüyorsunuz. Öyleyse bu yazıyı mutlaka okumalısınız.

Bir kere şunu aklınızdan çıkarmayın ki, cinsel ilişkiye girmek ne ayıp bir şeydir, ne günah ne de kabustur. İki bedenin bedensel ve ruhsal açıdan birbirinden zevk almasıdır. Birbirini seven iki insanın cinsel ilişkiye girmesi son derece doğal ve olması gereken bir olaydır. Belki bu konuda yanlış bilgiler edindiniz. Belki aileniz size hiçbir bilgi vermedi, hatta bu konuda konuşmanızı bile yasakladı. Belki de küçüklüğünüzde yaşadığınız bazı kötü olayları aklınızdan çıkaramıyorsunuz. Bir de çevrenizdekilerin kulaktan dolma bilgilerini aktarmasıyla iyice aklınız karıştıysa, cinsellik sizi ürküten, tüm keyfinizi kaçıran bir olay haline gelmiş olabilir. Tüm yaşadığınız kötü tecrübeleri ve öğrendiğiniz yanlış bilgilen hafızanızdan bir an önce silmeye bakın. Çünkü cinsel ilişki evlilikte iki insanı birbirine yakınlaştıran ve mutlu bir hayat sürmelerini sağlayan en önemli unsurlardan biridir.

CİNSELLİĞİ KONUSUN
Eğer evleneceğiniz kişi de cinsel konularda sizin gibi bilgisizse veya çekingen davranıyorsa, onunla bu konuları konuşma fırsatı bulamadıysanız, korkularınız daha da artabilir. Bu durumda cinsellikten korkmanız çok doğaldır. Ama bu korkuları yenmek sizin elinizde. Öncelikle cinsel konularda bilgi edinmelisiniz. Bir doktora, uzman bir kişiye başvurmak en doğru yoldur. Hatta evleneceğiniz kişiyle birlikte gitmeniz daha doğru olacaktır. Bu konuda yazılmış kitaplar da okumalısınız. Ama bu kitapların uzmanlar tarafından yazılmış olmasına dikkat edin. Ve cinselliğin ayıp, günah ve yasak olmadığını, haz alınabilecek bir deneyim olduğunu kafanıza sokun.

EŞİNİZİ TANIYIN
Kendi vücudunuzu tanımaya çalışın. Bu da utanılacak bir şey değildir. Eşinizle yakın olmalı ve onunla bu tür konulan rahatlıkla konuşabilmelisiniz. En önemli konulardan biri de budur. Eğer evleneceğiniz kişiyi tanımıyorsanız, onunla hiç yalnız kalmadıysanız, birbirinizin elini tutmadıysanız onunla nasıl aynı yatağı paylaşabilirisniz ki. İşte o zaman cinsel ilişki sizin için kabusa dönüşebilir. Nikahlı bile olsanız hiç tanımadığınız bir insan vardır karşınızda ve elinizde olmadan korkulu anlar yaşayabilirsiniz. Bu yüzden evleneceğiniz kişiyi mutlaka tanımanız gerekir.

Onunla sohbet etmeli nelerden hoşlandığını, nasıl bir insan olduğunu öğrenmelisiniz ki, onu seve-bilmeli ve cinsel ilişkiye girebilmelisiniz. Aksi takdirde cinsel ilişki ne size, ne de eşinize zevk verecektir. Eğer eşiniz bu konularda konuşmaya yanaşmıyorsa bu evliliği gerçekleştirmek konusunda düşünmenizde yarar var. Aileniz evlenmeden yakınlaşmanızı engelliyorsa onları ikna etmeye çalışmalı ve eşinizle daha sık görüşmelisiniz.

BİR UZMANLA GÖRÜŞÜN
Evlenmeden önce eğer cinsellik konusunda yeterli deneyiminiz yoksa mutlaka bir uzman doktora başvurun. Hem cinsellik hakkında doğru bilgiler edinip, tüm şüphelerinizi ortadan kaldırın, hem de doğum kontrolü hakkında bilgi edinin. Sağlıklı bir cinsel yaşam için bunu mutlaka yapmalısınız. Uzmanlar bazı çiftlerin soyunmadan cinselliği yakalamaya çalıştıklarım, bazılarının da bırakın cinsel organlarına dokunmayı bakmaya bile cesaret edemediklerini söylüyorlar. Bunun sonucunda kadınlarda vajinanın istemsiz kasılması gibi durumlar ortaya çıkıp, cinsel birleşme giderek zor ve imkansız hale gelebiliyor. Erkeklerde ise ereksiyon olmama, erken boşalma gibi sorunlar gündeme gelebiliyor. Bu ve benzeri durumları yaşamamak için cinselliğin ayıp ve günah olmadığını bilip, bu konuda önlem almayı sakın ihmal etmeyin.

 

Metabolizma yavaşlığı ne anlama geliyor?

 

 

Sürekli diyet yapmanıza rağmen kilo veremediğinizi ya da çok az verdiğinizi düşünüyorsanız bu yazıyı dikkatle okumalısınız.

 

15-20 yıl öncesine göre daha az yemenize, pastaları, kurabiyeleri, sütlü tatlıları ve gece kaçamaklarını çoktan unutmanıza rağmen karın ve kalça çevreniz gittikçe genişliyorsa bu yazıyı bir kez daha gözden geçirmenizde fayda var!

 

Hastalarımın çoğu verilen kilo programını uygularken çok dikkatlidir. Önerdiklerimizden fazlasını yemezler. Önerilerimize dikkatle uymalarına karşın fazla kilolarından istedikleri hızda kurtulamaz, üzülür, bunalırlar. Sebep çoğu kez aynıdır: Metabolizma yavaşlaması!

 

Metabolizma hızının en kısa ifadesi, bedeninizin aldığı besinleri enerjiye dönüştürme ve bu enerjiyi kalori olarak yakma kapasitesidir. Metabolizmanız hızlı çalışıyorsa, aldığınız besinler kolayca enerjiye dönüştürülecek, eksiksiz olarak yakılacaktır. Eğer metabolik hızınız yavaşsa, yaşlanmanın doğal sonucu olarak yavaşladıysa ya da bir hastalık sonucu metabolik hızınız düşmüş ise bedeninizin besinleri enerjiye ve kaloriye değiştirme yeteneği de bozulacaktır. Sonuçta yakılmayan fazla kaloriler artan kilolarınızdır.

 

METABOLİZMA YAŞLANDIKÇA YAVAŞLIYOR

 

Yaşlandıkça metabolik hızınızın yavaşladığı doğrudur. 30’lu yaşları takiben vücudunuz her 10 yıllık dönemde yüzde 2-4 daha az enerji yakmaya başlar. Kadınlarda menopoz, erkeklerde andropoz gibi hormonal faktörlerin araya girmesi ise metabolizmanızı daha da yavaşlatacaktır. Kadınlar erkeklerden daha az kalori yakarlar. Bu nedenle metabolizması düşen kadınlarda kilo kontrolü erkeklere oranla daha güç hale gelir ve erkeklerden zaten fazla olan vücut yağ yüzdesi daha da artar.

 

Diğer taraftan bedensel aktivitenin yaşlandıkça azalması, kas kitlesinde de azalmaya ve yağ depolarında artmaya neden olur. Siz yaşlandıkça aktivitenizi artıracağınız yerde azaltırsanız kas miktarınız o denli azalır. Ne kadar az kasınız olursa aktiviteniz de paralel olarak azalacaktır. Yani zamanla bu iki durum birbirini besler ve bir kısırdöngü ortaya çıkar: Zayıf kaslar, azalmış aktivite, artmış yağlar, artmış kilolar ve daha da azalan metabolik hız.

 

AEROBİK EGZERSİZLERLE HIZLANIYOR

 

Bu kötü zinciri nasıl kıracaksınız? Metabolizmanızı hızlandıran ilk anahtar düzenli bedensel aktivitedir. Eğer yaşamınızda önemli bir değişiklik yapmayı düşünüyorsanız, aktivitenizi artırmak ilk sırada yer almalıdır. Eğer daha az kilo almak istiyorsanız daha çok egzersiz yapmalı, daha çok kas kitlesine sahip olmalısınız. Ortalama metabolik hızınızı artırarak daha fazla kalori yakmalısınız. Egzersiz metabolizmanızın en iyi güvenli dostudur.

 

Metabolizmayı hızlandıran egzersizlerin öncelikle aerobik olması gerekir. Yağlarınızı yakabilmek için mutlaka oksijene ihtiyacınız vardır. Bu nedenle hangi egzersizi yaparsanız yapın o egzersiz süresince rahat soluk alıp verebilmeli, egzersiz arkadaşlarınızla nefes nefese kalmadan sohbet edebilmelisiniz. Kalp hızınızı mevcut hızından dakikada ortalama 20 civarında artıran ritmik yürüyüşler metabolizmanızı hızlandırmanın en iyi yoludur.

 

BAZI HORMONLARLA BOZULUYOR

 

Eğer aerobik egzersizleri ağırlık kaldırma gibi dayanıklılık antrenmanları ile desteklerseniz daha da başarılı olursunuz. Dayanıklılık antrenmanları ile hem aerobik aktiviteye oranla daha fazla kalori yakarsınız hem de kas kütlenizi artırarak vücudunuzun enerji tüketen dokusal rezervini çoğaltır, gece uyurken bile kalori yakarsınız!

 

Düşük metabolizma hızının sorumlusu bazen de hormonal yetersizliklerdir. Tiroit hormonu yetersizliği bunun en iyi bilinen örneğini oluşturur. Tiroit hormonu yetersizliği ileri düzeyde olduğunda "Hipotiroidi" olarak isimlendirilen sağlık sorununu ortaya çıkarır. Hipotiroidide düşük metabolizma hızına bağlı hızlı kilo alma, hastalığın halsizlik, yorgunluk, kabızlık, unutkanlık gibi diğer birçok belirtilerine eşlik eder.

 

Çok hafif düzeydeki tiroit bezi yetmezliğinde ise metabolik hızdaki düşme ve bunun sonucunda oluşan kilo verme güçlüğü bazen ilk ve tek belirtidir. Bu nedenle kilo verme programları başlatılırken, özellikle zor kilo verip kolay kilo alanların tiroit hormonu yetersizliği yönünden dikkatlice incelenmesi gerekir.

 

Metabolizmayı hızlandırma rehberi

 

Kilonuzu kontrol etmede güçlük çekiyor musunuz? Eğer yeterince kalori kısıtlaması yaptığınızdan ve gereği kadar aktif bir yaşam sürdürdüğünüzden eminseniz metabolizmanızı biraz ateşlemeyi deneyin. İşte size kolay uygulanabilir bazı öneriler:

 

1. Tiroidinizi kontrol ettirin: Tiroit bezinin normal çalışmaması kilo almanızı kolaylaştırır. Guatr sorunu olanların önemli bir kısmında tiroit bezi yeterli tiroit hormonu üretemez. Normalden daha az tiroit hormonu vücudun normalden daha az enerji yakmasına neden olur. Tiroit bezinizin iyi çalışıp çalışmadığından emin olmak için tiroit bezi hormonlarının ölçülmesi yeterli olacaktır.

 

2.Yürürken daha hızlı değil daha uzun mesafelere gidin: Vücudunuzun oksijen eşliğinde yaptığı hareketler ne kadar uzun sürerse bedeninizin o kadar çok yakıt (yağ depolarınız) harcayacağından emin olabilirsiniz.

 

3.Gezinmek yerine, ciddi bir yürüyüş yapın: Adımlarınızı biraz sıklaştırırsanız metabolizmanızı daha da hızlandırır, daha çok yağ yakabilirsiniz. Uzun mesafeleri katetmek her zaman iyidir, bu mesafeleri daha hızlı adımlarla katetmek ise daha da iyidir.

 

4. Yemek sonrası kısa yürüyüşler yapmayı unutmayın: Yemeği takiben yaptığınız hafif yürüyüşlerde metabolizmanın daha hızlı bir süreçle işlediği, daha çok kalori (enerji) ve daha çok yakıt tükettiği biliniyor. Yemek sonrası yürüyüşlerin metabolizmayı hızlandırıcı etkisinden yararlanın.

 

5.Öğün atlamayın: Yavaş ve uzun süre çiğneyerek yemeyi deneyin.

 

6.Hayatınızı baharatlandırın: Kırmızı acı biber, turp ve hardal gibi baharatların metabolizmayı hızlandırabileceği düşünülür. Baharatlar vücudunuzu daha hızlı bir çarka sokabilir, metabolizma hızınızı yükseltebilir.

 

7. Doktorunuz tarafından önerilmeyen ilaçları kullanmayın: Zayıflamak adına yosun hapları, detoks likidleri, tiroit ekstreleri, amfetamin, sibutramin, efedrin gibi maddeleri kullanmamaya özen gösterin.

 

DİYET GÜNLÜĞÜ

 

Farkında olmak

 

Bazı gazetelerde kalorilik diyet reçeteleri veriliyor. Siz köşenizde bunları değiştirmeye çalışıyorsunuz. Niye hala diyeti sabit hale getiren diyetler veriliyor?

 

Biz olması gerekeni, bilimsel gerçekleri hayatınızla birleştirmeye çalışıp, kalıcı alışkanlıklar yaratmaya çalışırken, diyetisyen olmayan "diyetisyen"lerin yazdığı listeler hala insanları kandırabiliyor. Herkesin yaşam tarzı, sevdiği yiyecekler, kalori ihtiyacı, yaşı, hormonal yapısı birbirinden farklıdır. Tüm bunlara rağmen o listeyi alıp uygulamaya çalışıyorlar. Sağlığınızı tehlikeye atmayın. Eğer bir sağlık probleminiz var ise mutlaka bir uzman doktora başvurun. Doktorunuz tahlil sonuçlarına göre "size özel bir beslenme programı"nın hazırlanması için sizi diyetisyene yönlendirecektir. Gittiğiniz yerde doktorunuzu uzmanlığına, okuduğunuz yazıların uzmanlar tarafından hazırlanıp hazırlanmadığına dikkat etmek sizin elinizde. Komşunuzun size uzattığı ilacı artık içmediğiniz gibi, size göre hazırlanmamış diyet reçetelerinden de uzak durmanın vakti geldi de geçiyor! Metabolizmanızla daha fazla uğraşmadan, onu yormadan kendinizle ilgilenin.

 

Zor olan programlı olmak

 

Çalışma hayatıma adapte edebildiğim bir diyet programının hazırlanması zor mudur? Kahvaltı yapmak çok zor geliyor zaman zaman, öğle için alternatifler verebilir misiniz?

 

Diyet yaparken kahvaltı ve öğle öğünlerinin kimi zaman çantada taşınır olarak hazırlanması işinizi kolaylaştırabilir. Özellikle besin seçimlerinizde kafanızı karıştıran menülerle karşılaştığınızda aşağıdaki menülerden kendinize uygun olanı seçebilirsiniz.

 

7 Peynirli kepekli tost - Çay

 

7 Kepekli galeta - peynir - Çay

 

7 Yoğurt - Meyve

 

7 Ceviz - Galeta - Peynir

 

7 Müsli- yağsız süt- meyve

 

7 Yoğurt-ayran-cacık (öğünün vazgeçilmezi)

 

Konserveler (enginar, ton balığı, mantar, barbunya)

 

7 Fümeler (hindi, balık)

 

7 Sandviçler (tavuklu, ton balıklı)

 

7 Hazır salatalar (ilave az yağlı peynir veya ton balığı)

 

Yerinde sağlıklı kahvaltı yapabilirsiniz

Yumurta hakkında bilmedikleriniz...

 

* Yumurtanın kabuğunda 17 bin kadar küçük delik bulunur.

* Buzdolabında bir hafta bekletilmiş yumurta, oda ısısında bir gün bekletilmiş yumurtadan daha tazedir.

* Yumurta uzun süre bekletilirse su ve karbondioksit kaybı sebebiyle ağırlığı azalır.

* Yumurta yüzde 10 tuzlu suya (yarım litre suya 60 gr tuz) atılacak olursa taze yumurta dibe çökerken, bayat yumurta yüzeyde kalır.

* Yumurta, hazırlanan yiyeceklerin besleyici değerini artırmada da kullanılabilir. Sebzelerin protein miktarı düşüktür. Bu sebeple sebzelere yumurta kırılması protein, vitamin ve mineral açısından dengeli karışımların oluşmasını sağlar. / ! /

* Yumurta, sağlığımız için çok önemli olan A, B, D ve E vitaminleri ile demir ve çinko gibi mineralleri yönünden son derece zengindir./akl er/

* Çiğ yumurtanın hem sindirimi güçtür hem de mikroorganizmaların bulaşma riski vardır. Salmonella enfeksiyonları en çok rastlanılanıdır.

* Yumurtanın pişirilme süresi iyi ayarlanmalıdır. Mesela; yumurtayı haşlama süresi uzarsa ve yumurta bayatsa sarıdaki demir, beyazdaki sülfür ile birleşerek yumurta sarısının etrafında yeşilimsi bir renk oluşur

İnme (felç) Önlenebilir

 

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, bir çok insanın korkulu rüyası olan 'inme'nin önlenebileceğini ve bunun yollarını yazdı.

 

İnme, özellikle Batı toplumlarının sık karşılaştığı -ama ne hikmetse- ikinci planda bıraktığı önemli bir sağlık problemi.

 

Gelişmiş ülkelerde kanser ve kalp hastalıklarından sonra ölüm nedenleri arasında 3. sırada gelir. Çoğu kez önlenebilen sorunlardan kaynaklanan bu sağlık problemi hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, bu yazıyı dikkatle okumalısınız. İnmenin çoğu kez damarsal yaşlanmanın doğal bir sonucu değil, bir hatalar zinciri ve boş vermelerin sonucunda geliştiğini unutmamalısınız.

 

BELİRTİLERİ NELER

 Hikaye genellikle üç aşağı beş yukarı aynıdır: Çoğu kez uyku sırasında oluşan süreçlerle beyin damarları pıhtılarla kapanmakta veya çatlayıp kanamakta, hastalar uyandıklarında ellerini kollarlını kullanamayıp konuşma güçlüğü yaşamaktadır. Tıp dilinde "trombotik inme" olarak tanımlanan bu durumun bazı istisnaları da vardır. Beyin damarlarının yırtılması, çatlaması veya açılması sonucu oluşan kanamalara bağlı inmelerde ise tablo daha ağırdır: Hastaların çoğunda bir süre önce yaşanmış bulantı, kusma, baş ağrısı, denge kaybı, konuşma güçlüğü gibi şikayetler ve hikayelerinde çoğu kez tedavi edilmemiş bir hipertansiyon vardır. Ne sebeple meydana gelirse gelsin en sık görülen belirti, vücudun bir yanında kol ve ayakların tutmaması, görev yapamamasıdır. İkinci yaygın belirti ise konuşma yeteneğinin kaybıdır.

 

NASIL TEŞHİS EDİLİR

İnmenin hangi nedenle meydana geldiği önemlidir. Uzman bir doktor daha ilk muayenede nedenin kanama mı yoksa tıkanma mı olduğunu kolayca ayırır. Gerekirse kan sayımı, trombosit sayımı, pıhtılaşma testleri, kan şekeri, beyin BT veya MRI gibi incelemelerden de yararlanır. Önemli olan, inmenin nedeni ve kaynağıdır.

 

HAZIRLAYICI NEDENLER

İnmeyi kolaylaştıran nedenleri bilirseniz, genetik riskiniz olsa bile bu sorunu kendinizden uzak tutabilirsiniz. Araştırmalar herhangi bir kalp hastalığı olan kişide, inme riskinin 2 kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Koroner kalp hastalığı, konjestif kalp yetmezliği veya hipertansif kalp hastalığı olanlarda inme riski artıyor. Kalp ritim bozuklukları, özellikle "Atriyal Fibrasyonu" olanlarda bu risk daha da çoğalıyor. Doğumsal kalp hastalıklarının da bu riski yükselttiği biliniyor.

 

SİGARA FAKTÖRÜ

Sigara çok önemli bir risk faktörüdür. Sigara içenlerde içilen sigaranın sayısı ve içme süresiyle orantılı olarak inme olasılığı yükseliyor. Sigara bırakılınca bu risk ortalama 5 yıl sonra normale dönüyor.

 

YÜKSEK KOLESTEROL

Boyun anadamarı -Karotis arteri- yüksek kolesterolü olanlarda plaklarla daralabiliyor, bu plaklardan kopan parçalar beyin damarlarını tıkayabiliyor. İyi planlanmış bir kolesterol tedavisi ile risk belirgin olarak azalıyor.

 

ŞEKERLİLER DİKKAT

Şeker hastalığı olanların inme geçirme olasılığı daha fazladır. Özellikle kan şekeri yüksekliğini önemsemeyen, diyabetini iyi izlemeyenlerde yüksek risk vardır. Hipertansiyonu olanlarda özellikle kanama ile ilişkili inme riski artıyor. Şişmanlarda, doğum kontrol hapı kullananlarda da inme riski fazladır. Daha önceden inme veya geçici iskemik atak yaşamış olanlar bu dikkatlerini daha da arttırmalıdır.

 

NE YAPACAKSINIZ

İnme, bir insanın yaşayabileceği en ağır sağlık problemlerinden biridir. Hangi yaşta oluşursa oluşsun yaşam kalitesinin üzerine düşmüş koyu bir gölge gibidir. Yakalananlara da, onun bakımını üstlenenlere de zor günler geçirtir. Bu önemli sağlık sorunu ile karşılaşmanızı kolaylaştıracak etkenlerden uzak durmaya ve varsa risklerinizi azaltmaya ve en iyi şekilde kontrol altında tutmaya bakın. Sağlık sorunlarının çoğu gibi inmenin de önlenebilir bir problem olduğunu unutmayın.

 

BİR SORU

İNME BELLEK KAYBI YAPAR MI

Damarsal nedenlere bağlı bellek kayıpları arasında inme önemli bir yer tutmaktadır. İnme sorunu yaşayan hastaların önemli bir kısmı bellek sorunu da yaşamaktadır. Başarılı ve iyi yönetilmiş bir inme tedavisi, inme sonrası yaşanan bellek kayıplarını belirli bir ölçüde azaltmaktadır. Tekrar eden ve beyinde değişik bölgelerde hücre ölümlerine ve infarktlara yol açan inme atakları sonrasında demans -bunama- tablosu gelişebilir. Bu yönüyle de inmelerin tekrarlanmasını önlemek, kişinin yaşam kalitesi açısından büyük önem taşır.

 

BİR BİLGİ

RİSK FAKTÖRLERİ

Aile hikayesi

Kalp hastalıkları

Şeker hastalığı

Hipertansiyon

Geçirilmiş inme atakları

Sigara kullanımı

Şişmanlık

Doğum kontrol hapları

Kolesterol yüksekliği

Hareketsiz yaşam tarzı

Ürik asit fazlalığı

Alkol kullanımı

Homosistein fazlalığı