Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Şifalı bitkiler , ürünler

7 tane "seker" etiketli yazı bulundu "seker" tagli diger ogeler resimler , videolar

Çocuklarda Çinko Eksikliği

Çinko eksikliği, çocukta iştahsızlık,ishal ve kilo kaybına yol açıyor.

Çinko eksikliğinin çocuklarda iştahsızlık, ishal ve kilo kaybına neden olduğu bildirildi.
Konuya ilişkin bilgi veren Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Kılınç, çinkonun, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, davranış ve öğrenme performansının artması ve çocuklarda büyüme ve gelişim için çok önemli olduğunu vurguladı.

Türkiye'de toprakların çinko açısından fakir olmasının ve dengesiz beslenmenin çinko eksikliğine sebebiyet verebildiğini ve çinko eksikliğinin demirden sonra en sık görülen mineral eksikliği olduğunu ifade eden Kılınç, şöyle konuştu:

"Çinko en çok çocukluk çağında ihtiyaç duyulan bir mineral. Çinko eksikliği, özellikle bağışıklık sistemini, bağırsakları ve cildi etkiliyor. Bu eksiklik çocuklarda iştahsızlık, ishal ve kilo kaybına neden oluyor. Bağışıklık sistemi etkilenen çocuklar sık sık enfeksiyon geçiriyor. Çinko eksikliği olan çocukların hastalıklara yakalanma riski artıyor. Bu çocuklarda ayrıca büyüme geriliği de görülebiliyor."

Ek Besinlere Geçiş Döneminde Dengeli Beslenme Gerekli
Kılınç, bebeklerde çinko eksikliğinin özellikle ek besinlere geçiş döneminde gözlendiğini, bu dönemde sütten ek besinlere geçişte geç kalınması ya da çocuğa tek çeşit ek besin verilmesinin olumsuz sonuçlar doğurabildiğini ifade etti.

Kılınç, "Çinko eksikliğinin önüne geçmek için çocukların, özellikle ek besinlere geçiş döneminde dengeli beslenmesi gerekir" dedi.

Kılınç, ailelerin ek besinlere geçiş dönemi ve hangi ek besinleri hangi oranda bebeğine vermesi gerektiği konusunda bir doktora başvurabileceğini belirterek, çinko eksikliği bulunan kişilere dengeli beslenme önerisinde bulunduklarını ve çinko içeren hap ve damla verdiklerini ifade etti.

Kılınç, ergenlik döneminde diyet yapan gençlerde de çinko eksikliği görüldüğünü ve diyet yapanların da bu konuda dikkatli olması ve bir uzmandan destek istemesi gerektiğini kaydetti.

Terlemeye son

Yaz, güneş, deniz hepsi güzel de şu ter kokusu olmasa... Düşünsene, arkadaşlarınla buluşmuşsun, çok şıksın ama sen hariç herkes burnunu tıkıyor, ne fena değil mi? O halde ter kokusuyla vedalaşmak şart. Hem de en kısa sürede!

Neden terlersin?


Dereceler 28’i göstermeye başladığında koltuk altların başta olmak üzere vücudunun her yeri nemlenir. Sinir bozucu ama bir o kadar da gerekli bir durum bu aslında. Çünkü vücut ısın 37 derecenin üzerine çıktığında baş ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi gibi sorunlar yaşayabilirsin. Biraz daha yükseldiğinde ise “sıcak çarpması” na maruz kalabilirsin. İşte bu nedenle cildindeki minik dereceler harekete geçer. Kırmızı alarm verildiğinde ter bezleri çalışmaya başlar.
Terin vücudu soğutması bazı kimyasal reaksiyonlara bağlı. Terlemeyle atılan sıvı, cilt yüzeyini soğutmaya başlar. Sıvı soğudukça cilt de soğur. Böylece kan, kılcal damarlar yoluyla cildin en alt tabakasına ulaşır ve kendini soğutur. Soğumuş kan, hızla kalbe ve beyine pompalanarak vücudun soğumasını sağlar. Biraz karmaşık gibi görünse de son derece mantıklı öyle değil mi?

İnce giysiler giy


Bu mekanizmanın sağlıklı olarak işleyebilmesi için, iki temel kural var. Birincisi ince giyinmen. Terin vücudu soğutabilmesi için, bir an önce havayla temas ederek soğuması gerektiğinden ince ve pamuklu giysiler giymekte fayda var. Naylon ve kalın giysilerin ise bunu başarabilmesi mümkün değil. Çünkü hızla kuruyan ve kalın giysiler içinde hapsolan ter bir süre sonra  kokmaya başlıyor.

Bol su iç

İkinci temel kural ise bol su içmen Çünkü sıvıyla birlikte birçok değerli mineral atılmış oluyor. Eğer bu mineraller tekrar geri almazsan, enerji açığı ortaya çıkabilir ve tansiyon düşmesi, baş ağrısı gibi rahatsızlıklar yaşayabilirsin. Ancak içeceğin sıvının sıcaklığı çok önemli. Sıcak içecekler daha fazla terlemene yol açarken, çok soğuk içecekler de kan dolaşımını zorlayabilir.

Kokmayı önlemek için...


Her ne kadar terlemeye ihtiyacımız olsa da ter kokusu kötü bir şey! Normal şartlarda ter, kokusuzdur. Ancak vücudun bazı bölgelerinde, özellikle koltukaltında bulunan koku bezleri, terlemeyle birlikte bir koku salgılar. Bu koku da rahatsız edici değil. Hatta cinsel uyarıcılığı bile var. Ne var ki bu koku, cilt yüzeyindeki bakterilerle birleştiğinde sonuç tam bir felaket oluyor. Bunu önlemek aslında çok da zor değil. Özellikle ter kokusuna karşı üretilen yığınla kozmetik ürünü varken... Ama hepsinden önemlisi her gün düzenli olarak duş almak. Buna imkanın yoksa, en azından koltukaltı bölgeni sabunlu suyla yıkayabilirsin. Bu arada giysilerini de her gün değiştirmeyi unutma! Özellikle tişörtünü yazın sıcak günlerinde asla iki gün üst üste giymemelisin. Gelelim parfüm ve deodorant konusuna... Bir kere bunların hiçbirini terin üzerine sıkma! Aksi taktirde parfümünün kokusu terle karışacak ve çok daha kötü bir kokuya neden olacaktır. Bunun dışında anti-presparant  denilen ter önleyici sticklerden de yararlanabilirsin. Böylece aşırı terini kontrol altına almış olursun.

Işkembe çorbasi

İŞKEMBE ÇORBASI
MALZEME: 1 kg dana işkembesi, 4-5 diş sarımsak, yarım su bardağı sirke, yeteri kadar tuz, karabiber ve kırmızıbiber.

YAPILIŞI: İyice temizlenmiş işkembe bol suda yumuşayıncaya kadar pişirilir. Pişen işkembe sudan alınarak istenilen irilikte doğranır. Tekrar suyun içine konup tuzu da ilâve edilir. Servis kâselerine aldıktan sonra, sirke ve sarımsak sosu ilâve edilerek sıcak sıcak servis yapılır.

ASRIN SEBZESİ; BROKOLİ


Bugün dünyada, üzerinde en çok araştırma yapılan sebzelerden biri olan brokoli; karalahanaya çok benzediği ve ortasında karnabahara benzeyen yeşil renkte meyvesi olduğu için, halk arasında “meyveli karalahana” ve “göbekli karalahana” gibi isimlerle de tanınıyor. Brokoli, Amerika ve Avrupa’da en çok tüketilen sebzeler arasında yer alıyor.

Hem vitaminler hem de mineraller yönünden son derece zengin olan bu harika sebze, içindeki antikanserojen maddeler sebebiyle meme, prostat, kalın bağırsak ve idrar kesesi kanserlerine karşı vücudu bir kalkan gibi koruyor. Brokolide bol miktarda A, C ve E vitamini vardır. Orta büyüklükteki bir brokoli, günlük C vitamini ihtiyacımızın tam iki katını karşılar. Başta kanser, kalp-damar rahatsızlıkları, eklem romatizması ve alzheimer olmak üzere vücutta çeşitli hastalıkları yok edici özelliğe sahiptir. Aynı zamanda iyi bir kalsiyum, potasyum, magnezyum ve selenyum kaynağı olan brokoli prostatın en iyi ilâcıdır. Prostat dokusundaki büyümeyi durdurur, hatta küçülmesini sağlar.

Brokoli kürü şöyle hazırlanır: Bir litre kaynamakta olan suyun içine 200-250 gram taze brokoli atılır. Hafif ateşte 4-5 dakika pişirilir. Soğuduktan sonra süzülüp yarısı sabah, yarısı da akşam aç karnına içilir. Bundan sonra 20 dakika su hariç hiçbir şey yiyip içmemelidir. Her 7 günlük uygulamanın sonunda 3 gün ara verilir. Toplam uygulama zamanı 21 gün olmalıdır.

Balık Yemek Zihni Açıyor

Balık Yemek Zihni Açıyor
Akın DİNDAR
Haftada en az bir kez balık yemek yaşlanmaya bağlı zihinsel faaliyetlerdeki düşüşü en az üç-dört yıl yavaşlatıyor. Archives of Neurology isimli dergide yer alan bir araştırmanın sonuçlarına göre, balık ağırlıklı diyet uygulayanlar yaşlılıkta daha keskin bir zekaya sahip oluyor.
ABD’deki Rush Üniversitesinden Clare Morris, “araştırma sonucunda haftada bir kez balık yiyenlerin düşünme kabiliyetlerindeki düşüşün yılda yüzde 10 oranında yavaşladığını, haftada iki kez balık yiyenlerde ise oranın yüzde 13 olduğunu gördük” dedi.
3 bin 718 kişiye uygulanan ve bir hikâyenin detaylarının hatırlanmasına ilişkin basit testlerle gerçekleştirilen araştırmanın tamamı, Chicago’da yaşayan 65 yaşın üzerindeki deneklerle ve altı yıl içinde üç kez yapıldı.
Ayrıca aynı kişilere, 139 gıda maddesinin isim listesinin bulunduğu bir anketle neler yedikleri de soruldu.
Daha önce yapılan bazı araştırmalar da balık yiyen insanların Alzheimer hastalığına yakalanma ve kalp krizi geçirme risklerinin azaldığını göstermişti.
Bu araştırmalar, somon ve tuna gibi omega-3 yağ asidi açısından zengin olan balıkların bütün kalp hastalıklarını önleyici bir etki yaptığını da ortaya koymuştu.
Öte yandan araştırmacılar, omega-3 yağ asidi ile beynin faaliyetlerinin düşüşe geçmesi arasında bir bağlantı olup olmadığını da inceledi ancak bir bağlantı bulamadı.
Daha önce yapılan bazı araştırmalar omega-3 yağ asidi ile beyin faaliyetleri arasında bir bağ bulunduğunu ortaya koymuştu.
Balık ve Depresyon
 

Yapılan araştırma sonuçlarına göre omega-3 açısından zengin balıkların tüketimi depresyon belirtilerini azaltıyor ve mutluluk hormonu olarak bilinen seratonin hormonunun üretimini artırıyor...
Hamile kadınların doğum öncesi ve sonrası olası depresyon riskini önlemelerinin yolu, omega-3 içeren balık yemekten geçiyor.
Britanyalı araştırmacıların 11 bin 721 kadın üzerinde yürüttüğü bir çalışmanın sonucuna göre, hamile kadınlar gebelikleri sırasında ne kadar çok omega-3 yağ asiti tüketirse, hamilelik süresince ve doğumdan sekiz ay sonraya kadar gösterdikleri depresyon belirtileri de o kadar düşüyor.
Omega-3 asitleri en çok deniz ürünleri ve aynı değerde besin içeren destekleyici ilaçlarda bulunuyor. Her ne kadar hamile kadınların, içerdiği civa nedeniyle balık tüketmesi sakıncalı bulunsa da, ton balığı, sardalya, som balığı ve ringa balıklarının hem omega-3 açısından zengin hem de civa açısından daha az riskli olduğu açıklandı.
Çalışmayı yürüten Dr. Joseph R. Hibbeln, haftada iki ya da üç kez yenecek, toplam 340 gram kadar balığın hamile kadınlar için uygun miktar olduğunu söyledi.
Beynin yapıtaşları olarak görülen omega-3 asitleri, depresyonu engelleyen seretonin adlı kimyasalın üretimine destek oluyor. Omega-3 bu açıdan sadece hamile kadınlarda değil, depresyon geçiren herkes üzerinde etkili kabul ediliyor.

ELMA SİRKESİ İLE GELEN GÜZELLİK

Kepekli Saçlar İçin Elma Sirkesi

Saç bakımı ve saçınızdaki kepekler için saçlarınızı yıkadıktan sonra son durulama suyuna yani 1 litre suya 1 çay bardağı elma sirkesi koyun ve saçlarınızı bu su ile durulayın. Bu işlemi bir süre her saçınızı yıkadığınızda uygulayın. Saçlarınız kepekten arınacak ve parlaklaşacaktır.

Sivilceler İçin Elma Sirkesi

1 çay bardağı elma sirkesine yarım çay bardağı su ekleyin ve bir parça pamuğu bu karışıma batırıp sivilce üzerine bir süre kompres yapın. Faydısı olduğunu göreceksiniz.

Cilt Lekeleri İçin Elma Sirkesi

Bir kaba yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi koyup kaynatın. Daha sonra bu su ile yüzünüze buhar banyosu yapın. Ayrıca yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü 3-4 günde bir silebilirsiniz. Cilt lekeleri için oldukça faydalı.

Fazla Kilolar İçin Elma Sirkesi

Bir bardak suyun içine 1-2 tatlı kaşığı elma sirkesi koyun. İçine 1 tatlı kaşığı bal ekleyip sabahları düzenli olarak aç karnına için. Fazla kilolarınıza faydası olduğunu göreceksiniz.

Varisler İçin Elma Sirkesi

Yumuşak bir havluyu elma sirkesinin içine batırıp sıkın ve havluyu bacaklarınızın varısli olan bölgesine sarın. Bacaklarınızı yüksek bir yere kaldırarak yaklaşık 45 dakika kadar dinlendirin. Bu işlemi mümkünse sabah akşam tekrarlayın.

www.saglikguzellikrehberi.com

SİYAH NOKTALAR

Başınızın üstüne bir çarşaf örterek bu suyun buharına bir süre yüzünüzü tutun. Yani yüzünüze basit bir buhar banyosu yapın. Buhar banyosundan sonra siyah noktalar çok kolay çıkar.

Buhar banyosundan sonra iğnesini çıkardığınız şırınganın ucuyla hafifçe siyah noktanın üzerine bastırın. Siyah noktalar şırınganın içine girecektir. Bunu yaparken siyah noktaların çıkış yönüne dikkat edin ve o yönden bastırın. Yüzünüzdeki siyah noktalar hep aynı yönde çıkar.

Bu işlemden sonra yüzünüsü mutlaka bir temizleme losyonuyla temizleyin.

1,5 tatlı kaşığı kil, 1 tatlı kaşığı badem yağı, 1 tatlı kaşığı balı karıştırıp yüzünüze sürün ve 35-40 dakika bekleyin. Daha sonra yüzünüzü soğuk suyla yıkayıp yağsız bir nemlendirici krem sürün.